Puan vermedi·504 syf.··
2021 130. kitabı
Bu defa kovalamacamız Berlin'de başlar, Cinayet Masası polis şefi Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker ile. Olay yeri ise bir hayli ilginçtir. Baş tanrı Zeus'un resmi önünde kalbi sökülüp eline verilmiş bir Türk Cemal Ölmez. Yazılım şirketinde çalışan , hayattayken kendisinin amatör olduğunu söylese de bir hayli güzel resimler yapan, eşcinsel olduğu için ailesi tarafından reddedilen bir genç. Yan odada bulunan bir resim dikkatini çeker Yıldız'ın... Bergama Zeus Altarı'nda bulunan Tanrılarla Devlerin savaşını anlatan frizin resmi. Cemal'in öldürülmeden önce üzerinde çalıştığı son resim. Katil kim sorusunun peşine düşeriz biz de Yıldız'la birlikte. Cemal'ı dışlayan ailemi, ailenin sorunlu olduğu Neo-Naziler mi yoksa mitolojiye meraklı bir manyak mı katilimiz ? Öyle ya bu devirde Zeus'a kurban etmek için birini seçmek pek de akıl karı değil sonuçta. Maktulün yakınlarıyla görüşmeler yaparken bulunana 2. ceset her şeyi alt üst eder, bu cinayette de mitolojik bir gönderme daha olması kahramanlarımızı Zeus, Kronos ve Uranos'u daha fazla araştırmaya iter. Hatta araştırmalarına Yıldız'ın babası bile yardımcı olur. Hitler'in mitoloji ile ilgisi olup olmadığı, Nazilerin Zeus'tan ne kadar haberdar olduğun daha fazla önem kazanır. Çok yeni, dumanı üstünde bir roman olduğu için konu hakkında daha fazla bir şey yazmak istemiyorum. Ama şunu söyleyebilirim ki, katilin peşinde koşarken bölüm aralarındaki Zeus'un konuşmalarından mitoloji meraklılarının çok keyif alacağı muhakkak. Kitabı bitirdiğinizde çok güzel bir cinayet kurgusu okumuş olmanın yanı sıra pek çok bilgi de edineceksiniz ama içinizde çok büyük bir burukluk kalacak. Bizim topraklarımızda yaşayanların yarattığı bu Tanrılara adanan, yıllarca o Tanrılar için kurbanlar kesilen böylesi bir yapı Alman yol mühendisinin - tekrar ediyorum tarihçi yada arkeolog değil bir mühendis - çabasıyla Berlin'e götürülmüş, sergilemek için dünyanın en önemli müzeleri yapılmış ve burada insanların beğenisine sunulmuş. Yılda yaklaşık 1 milyon kişi Berlin Pergamon müzesini ziyaret ediyor. Gerçekten kahroldum. 1400'lerde müze kuran Fatih'in torunlarının bu eseri yok saymasını aklım almadı. Tabi kalsaydı ne olurdu sorusunu da düşünmek lazım? Gerçekten bulunduğu yerde layıkıyla koruna bilir miydi yada Bergama müzesi yapılır mıydı bilemiyorum. Kayıp Tanrılar Ülkesinin en çarpıcı yönlerinden biri de bitmek tükenmek bilmeyen ırkçılık sorunu. 'Sizin gibi bir Türk polis şefi' söylemiyle bile küçültülmek isteniyor Yıldız. Ne yazık ki ırkçılık dünyada aşılamayan sorunlardan biri olmaya 21. yüzyılda bile devam ediyor. Bizden olan iyidir, bizden değilse ezelim gitsin fikri hala pek çok zihinde yer almaya devam ediyor. Tüm bunları ele alan 500 sayfanın içinde kaybolmak için okuyun bence Sevgiler, Ayhan
Edebiyat
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
·
148 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.