·196 syf.····Okunma: 25 Ekim 2021 22:26 Livaneli'nin bu kitabını okurken Hayvan Çiftliği'nin bir başka versiyonunu okuyor izlenimi oluştu bende.
Hayvan Çiftliği'nde başlangıçta kapitalizm eleştirisi ve sosyalizme geçiş ve daha sonra bir diktaya dönüşü ve yıkımı görüyorduk. Burada hem kapitalizm eleştirilirken, hem de dikkat edilmezse bir ütopya olan komünizmin de distopyaya dönüşebileceği anlatılıyordu.
Son ada da direkt komünal bir şekilde yaşayan, herkesin özgür ve minimal yaşadığı, hırslarının olmadığı, din ve devlet gibi insanı sınırlayan aygıtların olmadığı tam olarak Marx'ın insanlığın ulaşacağı son aşama olarak tanımladığı komünizm sisteminde yaşarlarken bunun nasıl kolaylıkla yıkılabildiği, ve bir distopyaya dönüşebildiği anlatılıyor.
İşleyiş, anlatım dili ve verdiği mesajlar bana hep Hayvan Çiftliği'ni hatırlattı. Örneğin hayvan çiftliğinde domuzun istenmeyen adam ilan edilip her kötü olayın suçunun ona atılması gibi bu kitapta da yazar isimli karaktere atılıyor. Bunun gibi çok benzerlik var.
Hem Türkiye, hem dünya tarihinden örnekleri birleştirmiş yazar kitapta. 12 eylül ve Kenan Evren'e atıflar içeriyor bence. Evren ülkenin üzerinden buldozer gibi geçtikten sonra emekliliğini geçirmek için Bodrum'a yerleşmişti. Kitapta başkanın emekliliğini geçirmek için adaya gelmesi buna atıf bence. Ama kitaptaki olay ve tespitler evrensel olduğu için her çağa uydurabilmek mümkün. Örneğin günümüz Türkiye'sinde Erdoğan'ın sürekli hayali düşmanlardan bahsetmesi, hiç bir olaydan sorumlu olmamasını düşündüğünüzde kitapta anlatılanların şu anda da geçerli olduğunu görebilirsiniz.