Puan vermedi·210 syf.··Beğendi
· Hani " Hayatımı anlatsam roman olur"diye bir lâf vardır. Bu lâfı, hayatın zorluklarına göğüs geren, yaşamın acılarına katlanan, başa gelen talihsizliklere rağmen hayata tutanan insanların kullandıklarını anımsarsak, kendi trajik hikayesini anlatan ihtiyar Fugui'de işte bu kişilerden biridir. Fugui' nin romana konu olan bu acıklı hikayesini, ana anlatıcı olan avare gezginden öğreniriz. Köy köy dolaşıp halk şarkıları derleyen avare gezgin, ihtiyar Fugui'nin hikayesinden de anlatımından da çok etkilenir. Hayat tecrübeleri hakkında bu kadar net ve onları başkalarına aktarmada bu kadar yetenekli biriyle hiç tanışmadığını belirterek, hem okurun Fugui'nin hikayesine ilgi duymasını hem de iyi bir romanın aynı zamanda iyi anlatılmış bir hikaye olduğu gerçegini de vurgulamış olur.
Bir insanın kendi hayatından vazgecmesine sebep olacak en ağır acıları tatmasına rağmen, elini nereye atsa kurumasına rağmen, tüm kaybedişlerin Fugui'yi isyana değil kaybettiklerine yönelik iyimser bir kabul etme haline ulaştırıyor. Fugui'nin hayata tutunup, yaşamak istemesi, yaşamı acısıyla tatlısıyla olduğu gibi kabullenmemiz ve yaşamaya devam etmemiz gerektiği konusunda bizlere ders veriyor. Öte yandan Çin devletinde, insanları açlığa, sefalete götüren, siyasi ve toplumsal olarak tam bir çöküş dönemi yaşandığı komünist devriminin, Çin halkına yaşattığı zulmü çok yoğun bir şekilde hissettiriyor olmasını da romanın en güçlü yanlarından biri olarak görüyorum.
Yu Hua'nı bu romanıyla tanıdım ve "Yaşamak" her ne kadar abartılı dramı içinde barındırıyor olduğunu düşünsemde bu yıl içinde okuduğum en etkileyici metinlerden biri oldu benim için,. Fugui anlattı ben dinledim, Fugui anlattı ben dinledim, Fugui gene anlatti ben gene dinledim. Mezara kadar anlatsa, mezara kadar dinlerdim.