Puan vermedi·276 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Kasım 2021 11:50 Giovanni Papini ile bu üçüncü buluşmam oldu. Klasik olarak söyleyecek olursam, "üç kitap, bir yazar" demem gerekir ama Papini her kitabında beni ters köşe yaptı ve "üç kitap, üç yazar" demek şart oldu.
"Kaçan Ayna" okuduğum ilk kitabıydı, etkileyici tarzı ve bakış açıları ile okumaya devam edeceğim yazar olarak not ettim ajandama. Sonrasında ise GOG ile tamamen başka bir yazar çıktı karşıma, dünyaya, kişilere ve olaylara onun penceresinden bakmak, bulunduğunuz tepenin daha yukarısında bir zirveden bakmak gibiydi olup bitenlere.
Bitik Adam ise, Thomas Bernhard'ın aynı adlı eserini okuduğum günlerde listeme aldığım ama artarda aynı adlı eser okumamak gibi bir düşünce ile okumayı ötelediğim bir kitap oldu.
Papini, bu kitabında merkeze tamamen kendini ve bu merkezin etrafına da toplumu koyarak, bir parça kara mizahla itiraflar ve yerinde vurgularla, kendi gelişimi ve felsefesini ifade etmiş.
Kendi diliyle bunu şu şekilde anlatıyor Papini; "Bu bir sanat eseri değil, kendime ve başkalarına yapılan bir itiraftır. Burada duygusal bir mizantropisti ve birçok kişiye öylesine itici gelmeyi, Tanrı nasip ettiyse, başarmış olan bir sövgücüyü tanımayı öğreneceksiniz. Ruhumu sizin ellerinize teslim ediyor, dokümanları ve savunmaları sayfa sayfa önünüze seriyorum. Bunun üzerinden ve bununla yargılanmak istiyorum. Ben sizlerle, sizin yanınızda yapmaya, çalışmaya devam edeceğim fakat hayatımın bir dönemi kapandı ve bu elli bölümlük, karmaşık iç döküşümün göz önünde bulundurulmasını istiyorum."
Kitabın adını "Bitik Adam" koymuşsa da burada var olan ironiyi de şu satırlarla ifade ediyor;
"Ve beni dinledikten sonra yine de, fikirlerime inat, benim gerçekten de bitik bir adam olduğuma inanmayı hala sürdürecekseniz şayet, en azından benim çok şeye başlamak istediğim için bittiğimi ve her şey olmak istediğim için artık hiçbir
şey olmadığımı kabullenmeniz gerekecek."
Her şey olmak isterken artık hiçbir şey olmamak, olamama nedeninin ise isteğin kendisi olması, üzerinde düşünülmesi gereken konular elbette. Papini de bunu yapmış ve yazmış.
İnsanın iç dünyası ve kişi ile toplum arasında düşünsel temelde var olanlara ilgi duyan okuyuculara Bitik Adam'ı okumalarını tavsiye ediyorum. Bu bir roman değil geniş zamanlarda altı çizilerek okunası bir manifesto.
Son sözü yine Papini'ye bırakıyorum. Çünkü ben "Bitik Adam" değilim diye neredeyse isyan eden haykırış ama bir o kadar da umut dolu, aydınlığa ve geleceğe inançla sesleniyor;
" İtalya'da benim tükenmiş, güçten düşmüş, bitik bir adam olduğum söylentileri dolaşıyor, öyle mi? Gerçekten de benim bir saman alevi olduğumu ve son küllerimin de bahar esintisiyle uçup gittiğini mi söylüyorlar?
Yavaş olun, çocuklar! Durun biraz, rica ederim. Bitmek de neymiş! Daha başlamadım bile. Yapmış olduğum -ne zaman- her şeyi bir ön söz, bir giriş, erkene alınmış bir kaynakça, bir duyuru, bir ilan ve hatta isterseniz, içindekinin daha iyi bir şekilde olgunlaşmasını sağlayacak bir şıra ve köpük taşması olarak hayal edin. En iyisi şimdi başlıyor: Ben daha bugün doğuyorum.
Saman alevi sevinç ateşiydi, yapay bir ateşti, kızların rüzgar gülüydü, gülünecek, eğlendirici şeylerdi ama bugün kendimi hiçbir zaman söndürülemeyecek ve dünyayı ateşe verecek bir yangını başlatıyormuş gibi hissediyorum!"
Bu coşkuya sahip olan insanların dünyamızda çoğalması dileğimle, iyi okumalar diliyorum.