·288 syf.····Okunma: 14 Ekim 2021 15:17 ‘’Yeryüzünde kırgın bir çocuk kalmayana dek yazacağım.’’ Cümlesini okuduktan sonra kitaba başlamadan önce sizi çocukluğunuza dair bir sorgulatıyor. Çocukluğu cehennem olarak tasvir ediyor yazar, bunun sebebini hiçbir durumun aslında tam olarak algılanamayışı olarak açıklıyor. Çocuğa dokunmanın, temas etmenin hatta gebelik esnasında istenen ya da istenmeyen bir çocuk oluşunun yaşamını nasıl etkilediğinden bahsediyor. Çocuklara bireyselliğin yanlış verildiğinden de değiniyor yazar, onun için oda ayırmakla fakat onun istemediği oyuncaklarla eşyalarla kaplamanın onun bireyselliğine işgal olduğunu çok güzel ifade etmiş. Çocuğun kendi kararlarını kendisinin verebileceğine da sık sık dikkat çekmiş. Aileden sonra çocuğun ilk sosyal etkileşiminde bulunduğu ortam olan okulun eğitim ve öğretmenler açısından da değerlendirilmiş. Çocuk yetiştirme tarzlarının çoğunlukla sosyal öğrenmeyle gerçekleştiğinden döngülerin devam ettiğini ve bu döngülerin ‘’iyi’’ olarak nitelendirilmelerinin aslında gerekçelerinin olmadığı safsatalara benzetilmiş. Özellikle saygı kavramının ülkemizde hiyerarşik yapı barındırması gibi. Özetle doğum gerçekleşmeden öncesi ve sonrası tüm çocukluğu etkilerken çocukluğumuzda edindiğimiz her örüntünün bir yerlerde karşımıza çıkması ve bir hayatın oluşumunda ne kadar önemli olduğunu her sayfasında hissetmek mümkün. Bazı sayfaları okurken sanki kitap tokat atıyormuşçasına hissettiriyor, gerçekler bir bir çıkıyor. Neyin neyle bağlantılı olduğu çocukluktan kalan izleriniz, kendi var olma hikayenizde mücadele etmişseniz yeniden var olabilme çabanızın bütün sancılarını hissederek görebileceksiniz bu kitapta. Kitap, kendini ve özellikle çocukluğunu keşfetmek isteyen herkesin okuyabileceği bir kitap. Kitabı okuduktan sonra toplumsal olarak bazı normların aslında gerekçelerinin ne kadar saçma olduğuna ve ebeveyn tutumlarının da aslında bunlara paralel olarak ilerlediğini fark edeceksiniz.