·219 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Kasım 2021 17:22 Hastalıklı anası, kendini büyük bir keman virtüözü sanan tuhaf huylu, kompleksli babası ile yaşayan, sonrasında farklı evlerde, velinimetlerinin yanında sığıntı gibi bir hayat süren Netoçka’nın çilekeş yaşam öyküsü bu. Kitapta çok fazla diyalog yok. Karakterlerin psikolojik tahlilleri ön planda ama bu özelliği sayesinde benim için daha keyifli bir okuma oldu.
Kitap 1849 yılında yazılıyor ama ne yazık ki Dostoyevski kitabı tamamlayamadan siyasi faaliyetleri sebebi ile hapis cezası alarak Sibirya’ya sürgün ediliyor. Cezası bittiğinde ise “ilk roman denemesi” olan bu kitabına devam etmiyor. Romanın kasvetli, bunalım dolu, gergin bir havası var. Sevginin, fakirliğin, çaresizliğin izleri ile dolu. Keşke tamamlansaydı. Keşke Netoçka’nın hayatı kaygısız bir mutluluğa dönüşebilseydi diye düşünmeden edemiyorum.
Dostoyevski’nin gizli hazinelerinden. Çok sevdim.