Sürükleyici olmasına sürükleyici bir kitap. Diline ise benim edebileceğim tek bir laf yok. Öylesine yoğun, öylesine coşkulu, gürül gürül, ustalıkla kullanılan bir... Vermek istediği o epik hüznü çok başarılı bir biçimde yansıtıyor okuyucuya.
Türk edebiyatında diline Yaşar Kemal kadar hayran olduğum başka bir yazar yok herhalde. Yaşar Kemal'in eserlerinden daha fazla beğendiğim eserler var ama Türkçe'yi kullanış şeklini daha fazla beğendiğim yok. Tabi benim epik, destansı temaları diğer temalardan daha fazla sevmem bu iddialı görüşte oldukça büyük rol oynuyor denebilir.
İçerik açısından ise dildeki o mükemmele yakın kalitenin olmadığını düşünüyorum. En başta Yaşar Kemal'in ömrü boyunca oldukça yakın ilişkilerde bulunduğu yörüklere eserde bu yakın ilişkiden dolayı doğal olarak gereğinden fazla sempati ile yaklaşmış diye düşünüyorum. Bunu yörüklere karşı negatif bir duygu beslediğimden değil(kendim de yörük kökenliyim) yazarın kendi eserine yaklaşırken kullandığı "tanrısal bakış açısının" nötral bir bakış açısı olması gerektiğini düşündüğümden dolayı böyle diyorum. Tabi Yaşar Kemal'in tarzı ve destansı yapıtların teması gereği realist bir yaklaşım beklenemez. Ama yine de kitabın bazı yerlerinde okuyucunun kitabın kahramanı olan obaya sempati beslemesi için oldukça uğraşılmış. Bu tarz yönlendirme girişimlerinin bir eserin kalitesine gölge düşürdüğünü düşünüyorum.
Onun dışında oba üyeleri dahil çoğu karakterin tek yönlü olmasını engellemek için de çaba harcandığı belli. Bu da yukarıda bahsettiğim obaya sempati duyulması amaçlı yönlendirmeyi biraz dengelemiş.
Velhasıl yukarıda bahsettiğim ufak tefek aksaklıklara rağmen Yaşar Kemal'in niye Türk Edebiyatı'nın en önemli yazarlarından biri olduğunu tekrardan gösteren bir kitap olduğunu düşünüyorum.