Kitapta önce gerçekliğin-hakikatin önemsizleşmesi, yalanın gerçeğin yerine geçmesi dönemsel olarak incelenmiş sonra siyasetçilerin en çok kullandıkları safsatalar incelenmiş.
Siyasetçilerin yalan inşa etmesi yeni bir olgu değil. Yeni olan, kitlelerin buna verdiği tepkidir tespiti yapılıyor kitapta. Bu dönemin en belirgin özelliği budur belki de ancak sadece bu döneme özgü bir toplumsal durum olduğunu söylemek imkansız. Kitlelere özgü genel tavır, inşa edilen büyük yalana tapmaktır zaten. (en büyük benim takımım, milletim vs)
Öte yandan safsatanın yani hileli akıl yürütmenin tespiti ve safsatadan kaçınarak tartışmanın önemi öyle büyük ki! Hem art niyetli bir söyleme kolayca ikna olmamak, hem de bana kalırsa karşılıklı anlaşamamalarımızın temelindeki en büyük sebeplerden biri olduğu için.
Kişisel tavsiyem bu 101 düzeyindeki kitapla birlikte Immanuel Tolstoyevski'nin "safsatalar ansiklopedisi"nin birlikte okunması ve Yalın Alpay'ın "safsatasavar" serisinin izlenmesidir.
yalinalpay.com/safsata-savar.html