Yakup Kadri'nin edebî kişiliğini sevdiğim için bu kitabını kısaca incelemek istedim.
Kitaba karşı klasik bir ön yargınız olmaması açısından şunu söylemek isterim ki; kitap öyle sıkıcı tarihi bir roman değil. Tabii bu öznel bir değerlendirme ama yine de genele yayılabilecek bir eleştiri.
Yazarın fevkalâde gözlem yeteneği ve iyi bir psikoloji birikimi kitaba ayrı bir özgünlük katmış.
Bu kitabı uzun zaman önce okumuştum bu ikinci okuyuşum çünkü o sanatsal zevki tekrar tatmak istedim. Ve yine merakla okudum.
Konusuna gelirsek kitap, harp gazisi bir subayın, Anadolu'nun kurak bir köyüne yerleştikten sonra yaşadığı olayları anlatıyor.
Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu halkının içinde bulunduğu ,sosyolojik, ekonomik ve psikolojik durumu realist bir şekilde hikayeleştirerek kaleme almış yazarımız.
Gerçek anlamda, durumları ne olduğundan iyi ne de kötü gösterme eğilimi var. Bu da yazarın mensup olduğu akımın hakkını verdiğini gösteriyor. Bu durumu, kitabı okudukça yazarın samimi dilinden ve düşünce yapısından sezebiliyorsunuz.
Okurken kendimi bizzat olayların içinde buluyorum.
Yakup Kadri'nin dili sade ve akıcı. Bireycilikten toplumculuğa geçmesi onun kitaplarına pürüzsüz bir ayna niteliği kazandırmış. Sosyolojiye meraklı biri olarak söyleyeyim ki bu türler size kendi toplumunuzu herkesten ve her şeyden daha iyi tanıtacaktır. Çünkü Türk edebiyatı toplumun, boyasız gerçek bir yansımasıdır.
Iyi okumalar.