·632 syf.····Okunma: 07 Kasım 2021 22:34 Oblomov, okurken insanın kendisine benzettiği ancak bunu kendine konduramadığı bir karakter. İlk kısım biraz ağır geçtiği için burayı okumak birkaç gün sürebiliyor. Bu da kendini Oblomovluk konusunda değerlendirme fırsatı veriyor. "Bu kadar da değil, ben en azından işe okula gidiyorum, arkadaşlarımla geziyorum." diye düşünsem de aslında fırsatım olduğu takdirde Oblomov'dan daha Oblomov olabildiğimi fark ettim.
Olga ile tanışmasından sonraki kısımda aşk ile sevginin anlatımı ve bir insanın kalbinde biriktirdiği duyguları bir insana yöneltme ihtiyacının anlatımı ustaca çok güzel bir şekilde yapılıyor.
Oblomov ile ilgili en çok dikkatimi çeken nokta; hiç çekinmeden, hiçbir oyun veya plan yapmadan Olga'ya olan aşkını açıklaması oldu. Oblomov, bize sıradan gelen ama aslında içerisinde bir çok yapay duygu, davranış ve menfaat ilişkileri içeren karmaşık hayat düzenine dahil olmadığı için küçücük bir iteleme ile Olga'ya bütün düşüncelerini, duygularını olduğu gibi söyleyebiliyor. Bu temiz kalpli oluşu da onu Oblomovluğuna rağmen çok nadide vazgeçilmez biri yapıyor. Oblomov ile tanıştıktan sonra kendisini temiz kalpli, iyiniyetli olarak tanımlayan herkesi Oblomov üzerinden değerlendireceğim.
Son olarak yazarın Oblomov tanımı ile bitiriyorum:
"Birçok zorlukla karşılaştı, donuklaştı, uyuştu, neşesi, zevki bozuldu, yaşama gücünü yitirdi. Ama yüreği hiç bir sahteliğe düşmedi, lekesiz kaldı. En çekici kötülük onu ayartamaz, hiçbir güç onu doğru yoldan çıkaramaz. Bütün kötülükler etrafını alsa, dünyanın altı üstüne gelse Oblomov kötülüğün ardından gitmez, her şeye rağmen temiz, dürüst ve iyi kalır... Ruhu her zaman pırıl pırıldır. Onun gibi insanlara dünyada az rastlanır; kalabalıklar içinde birer inci gibidirler."