·264 syf.····Okunma: 09 Temmuz 2020 01:38 Merhabalar.
1985 yılında yayımlanan Patrik Süskind'in Koku romanı ile geldim.
Tarihi-polisiye tarzında yazılan bu roman büyülü gerçekcilik akımı çerçevesinde yazılmıştır.
Kurguya baktığımız da balık pazarında doğan ve terk edilmiş bir çocuk. Uzun yıllar konuşamaz ama koku alma duyusu çok gelişmiştir ve kendi kokusunu olmadığını fark eder. Ve de diğer insanların kokusuna karşı büyük bir zafi olduğunu fark eder.
Kurgumuz bu şekilde şekilenip gizem dolu bir şekilde devam eder. Sadece polisiye bir roman demek haksızlık olur. Sosyolojik ve psikolojik olarak çok derin metaforlar barındırır içerinde.
Kokunun insan üzerinde ki etkisi ve tepkisi bağlamında bu romanın bize sunduğu örnekler önemlidir.
Ve büyülü gerçekcilik ekseninde çok değişik bir anlatımla karşılaşırız. Özellikle son sahne okuyucu da negatif etki uyandırabilir ama yazıldığı akımı göz önüne alınca gerçekten iyi bir roman diyoruz.
Romanın tek sıkıntısı dil kısmında. Bazı cümleler fazla uzatılmış ve bazı betimlemeleri gereksiz gördüm. Ki zaten çoğu okuyucu hem kurgunun yoğun olması hem de dilin yorması gerekçesiyle romanı yarım bırakıyor.
Son olarak 2006 yılında Tom Tykwer tarafından sinemaya uyralamasından bahsetmek istiyorum. Hem kitap hem de film olarak büyük kitlelere hitap eden bu eserin film uyarlaması da çok başarılı olmuştur.
Kitaba göre film daha akıcı ve parçaları oturtma açısından daha etkili olduğunu itiraf edeyim. Filmde Alan Ricman, Dustin Hoffman gibi büyük isimler de oynamaktadır.
Hem film hem kitap olarak herkese tavsiye ediyorum.
İyi okumalar ve seyirler.