·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Eylül 2021 00:00 Konusunu muhtemelen biliyorsunuzdur, ben de aynı şeyleri yazmak istemiyorum. Benim söyleyeceğim şeylerden biri şu ki: "Roman karakteri de olsanız, eğer bir kadınsanız yine gün yüzü göremezsiniz.." Olacak
Zweig kitabı nereye kadar yazmış bilmiyorum fakat son sayfalarında birkaç hoşuma gitmeyen ifadelere rastladım. Düşündüm acaba Zweig'da böyle ifadeler kullanır mıydı, bir kadın karakteri için?
Kitabı tamamlayan yayıncısı, kitabı Zweig'ın terekesinden yararlanarak tamamlamış. O hâlde son sayfalarda geçen bazı ifadeleri Zweig'ın da kullanması muhtemeldi. Benim Zweig'ı çok okuma şansım olmadı popüler birkaç kitabını okumuşluğum var sadece, fakat hiçbirinde bahsettiğim ifadeleri gördüğümü hatırlamıyorum.
İncelemenin girişinden beri bahsettiğim, hoşnut olmadığım ifadeleri yazmak istiyorum şimdi, fakat bu kısım spoiler içerir bilginize!
Kitapta sorumsuz, zayıf ve savaştan korkup hasta numarasıyla sıyrılan Brancoric adında pek de sevimsiz, en baştan beri bu adamdan bir hayır gelmez hissiyatı veren bir karakterimiz var. Kitabı okuyanlar bilir Clarissa bebeğinin babasının bir düşman olduğunu kimse bilmesin diye bu adamla sahte bir evlilik yapıyor. Bu adam bütün işleri batırdıktan sonra olan yine Clarissa'ya oluyor. Kağıtta evliler fakat gerçek bir karı koca hayatı asla sürmeyeceklerine dair anlaşmışlardı. Ama bu haysiyetsiz adam zorla Clarissa'ya tecavüz ediyor. Kitapsa tüm bunları şöyle ifade ediyor:
* "Brancoric ona sahip oldu.."
Evet tecavüzü böyle betimliyor kitabımız.
Ne yazık ki bu kadarla da kalmıyor suçlu olanın Clarissa olduğunu ifade ediyor..
* Clarissa bir suç işlemişti. Kendisinden utanıyordu.
* Kendi arzusu dışında bir adama ait olmuştu, ama şikayet edemezdi.
Evet tecavüz edilen bir kadın ve tecavüz edildikten sonra da artık tecavüzcüsüne ait olup meta hâline getirilen kadın karakterimiz.
Bilmiyorum ben böylesine saygıdeğer bir yazarın ve yayıncısının oluşturduğu kitapta böyle ifadeler görmeyi doğrusu hiç beklemezdim. "Clarissa bir suç işlemişti" cümlesinde belki de anlatılmak istenen Clarissa'nın böyle hissetmesidir. Fakat bu şöyle de ifade edilebilirdi: "Clarissa bir suç işlediğini düşünüyordu" en azından bunun böyle olmadığını fakat kadının böyle düşündüğünü anlardık. Ama bu ifade de yine kadının adamı değil de kendini suçlu bulması aslında yaşadığı çağın insanlarının düşünce biçimini yansıttığını anlamış oluruz. Ve bu durumda her konuda haksız olanın kadın olması düşüncesi kadınların yetiştirilme biçimiyle de desteklendiği ve kadının da bu pis düşünce biçimine bir tuğla atması anlamına geliyor.
Tecavüz edildikten sonra Clarissa o melundan boşanmayı düşünüyor fakat çocuğu için vazgeçiyor. Zaten kitap boyunca Clarissa'nın çocuğu için kendinden ettiği fedakarlıkları bolca görebilirsiniz. Yine kadın dediğin çocuğa bakar, çocuk için yaşar mantığı hakimdi sanki kitapta.
Toplumun normlarına uymadan bir çocuk sahibi olması sonucunda intihar etmeyi düşünür. Ölüm planları yaparken bir şey çok dikkatimi çekmişti. Savaşta yaralılanlara sağlık açısından yardım ederken kendine enfeksiyon kaptırıp kendini öldürmeyi düşündü bunu da babası; "kızım görev başında kahramanca öldü" diye düşünsün amacıyla yapmak istemesiydi. Bu satırları okurken gerçekten içim acımıştı. Düşmanı olan bir adama aşık olup aşkını tam anlamıyla yaşayamamış, üzerine kazayla çocuk yapmış bir kadın ve eğer babasının kim olduğu öğrenilirse toplum tarafından dışlanacak ya da babasının kim olduğunu saklayarak çocuğu dünyaya getirecek fakat o zaman da gayrimeşru çocuk yaptığı için ayıplanıp dışlanacak bir kadın. Ölüm planı yaparken bile ayıplanmadan, hor görülmeden ölmeye çalışıyor olması iç burkan bir şeydi. Ah kadın olmak..
Kitapta genel olarak sempati duyduğum ve kendime yakın bulduğum bir karakter var o da Mariondu.
Marion hayatı boyunca değersizlik hissiyle baş etmeye ve hayatta kendine bir yer edinmeye çalışmış bir kız.
Annesi bir hayat kadını ve yanılmıyorsam da kaza sonucu doğmuş bir çocuk. Sürekli birilerine yaranmaya çalışan, birilerinin kalbinde yer tutmaya çalışan biri olmasından dolayı bana çok tanıdık geldi.
Babasının kim olduğunu bilmediği için babasız büyümüş, bir de üstüne babasızlıkla baş etmeye çalışmış. Kitapta şöyle bir şey diyor Mari: " Biliyor musun... İstersen bana deli de... Bazen yaşlı erkeklerden biri bana kur yaptığında yalnızca ona bakıp şunu geçiriyorum aklımdan... Bu babam olabilir...
Gerçekten hiçbir kadının yaşamaması gereken iğrenç bir duygu olabilir sanırım. Bu satırları okurken yutkunamadığımı söylemek istiyorum.
Marion kendini o kadar güzel ifade etmiş ki birkaç alıntı daha eklemek istiyorum: "Beni birilerinin aşağılamasına katlanamam herkes tarafından sevilmeye ihtiyacım var, aksi takdirde... Aksi takdirde kendimi terk edilmiş, kovulmuş, dışlanmış, cesaretim kırılmış hissediyorum... Biliyorum, bu çok aptalca... Ama yalnızca sevildiğim zaman yaşayabilirim..."
Böyle demesine rağmen bir şekilde yaşamayı başarmıştı Marion, bu yüzden onu Clarissa'dan daha güçlü buluyorum. Çünkü Clarissa o ruh hastası adama sırf çocuğu var diye ve kağıt üzerinde kocası diye boyun eğmişti. Tabi burdan yargılayıp konuşmak kolay ama yine de karşı koyması, yapamadıysa da boşanması gerekirdi. Çünkü evlenmeden önce asla karı koca olamayacaklarının şartını koymuştu, şartı da sözleşmeyi de bozan Brancoricti. Ah neyse kitabın sonuna gelmek istiyorum. Bildiğiniz gibi Zweig intihar ettiği için kitap yarım kalıyor ve kitabı Zweig'ın yayıncısı Knut Beck tamamlıyor. Ama ne tamamlamak gerçekten. Kitabın sonunu zerre beğenmedim ve bu yüzden puan kırdım. Bu kadar mı özensiz tamamlanır kitap anlamadım. O kadar belli ki oldu bittiye getirildiği. Leonard ölmediğine göre Clarissa'yı da çocuğunu da görmeye gelseydi belki de alırdı karısını çocuğunu mutlu mesut yaşarlardı. Bilemiyorum ama daha farklı bir şekilde bitirilebilirdi sonu. Zaten Brancoric karaktersizinin Clarissa'ya tecavüz etmesi ve üzerine suçun Clarissa'da olduğu gösterilmesi beni aşırı irite etti. Tecavüzü de "Clarissa'ya sahip oldu" diyerek ifade etmiş olması daha da korkunçtu. Belki de bizim çevirmende hata vardır bilemiyorum ama tek bildiğim kitap sonunun hiç de kitaba da Zweig'a da yakışmayacak şekilde yazılmış olması. Benim söyleyeceklerim bu kadardı okuduğunuz için teşekkürler. Yorumlarınız varsa alabilirim, kitaplar hakkında tartışmayı severim.