Puan vermedi·368 syf.····Okunma: 11 Kasım 2021 23:40 Bu inceleme "zamir" ile ilgili olmamakla beraber bir miktar yorgunluk ve sarhoşlukla yazılmıştır.
Yeni bir kitap yazması sekiz yıl sürmüştü.
Hakan günday ile ilk tanıştığımda şehirde asgari ücret ile, yemek olarak haftanın üç günü makarna çıkan bir otelde çalışıyordum. Gece çalışıp gündüz uyuduğum o zaman diliminde güneşi görmeden geçiyordu günlerim. Çünkü akşam 10 gibi başlayan mesai sabah 6 gibi bitiyordu ve ben otelin bodrum katında bana ayrılan yerde akşama kadar uyuyordum. Kalacak yerim vardı ve müşterilerden arta kaldığı zaman uyanınca kahvaltı yapacak bir şeyler oluyordu genelde. Bayat simitler ve Mısır gevreği günü kurtarmaya yetiyordu üstelik. Aslında aynı otelde Jehan Barbur ile de tanışmıştım ama o başka hikayenin konusuydu. Gece vardiyalarının birinde elime aldığım "piç" isimli kitabı okumaya başladığımda, bir kitap yazacak olsaydım eğer bu cümleyi ben kurmuş olmak isterdim dediğim o satırları bir kaç kez okuduktan sonra ezberlemiştim. "piçler aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünürler. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir" cümlenin etkisi ile Günday'ın o güne kadar çıkan diğer kitaplarını alıp gündüzleri daha az uyumaya başlamıştım. Daha sonra "Kinyas ve Kayra" ile devam eden bu yolculuk odamın bir köşesini kaplayan o kitaplığa sebep olan basamaktı. Kitabın giriş sayfalarından birinde yazan Latince sözü zihnimde sol kaburgamın altına dövme olarak yazmıştım bile. "hepsi yaralar sonuncusu öldürür." hatta memuriyete başlayanca aldığım ilk maaşla ilk baskı bir "Kinyas ve Kayra" alıp bir süre izlemiştim. Şimdi ise aradan geçen bu zaman diliminde "zamir" bitmişti. İnsan beklediği şeyi tüketince bir süre boşlukta sallanıyordu.