Herkese merhaba bu hafta tam dört ince klasik okudum.Birincisi:Mecburiet oldu.Sanırım Zweig hastalığımı beni tanıyan herkes bilir düzenli olarak her ay bir kitabını alır okurum.Öncelikle oldukça kısa olan bu kitabımızda:Askerden kaçak ve muaf gözüken sanat dolu bir ressamımız:Ferdinand ve onu çok seven eşi:Paula başrol kahramanlarımız.Avusturya'dan İsviçre'ye yerleşen ve bir süredir burda;korku,endişe ama bir o kadar da sevgi dolu bir yaşam süren çiftimize bir sabah aniden kargocunun elinde bir zarfla gelmesiyle bütün hayatları değişiyor.Gelen mektupta ressamımızı askere tekrar çağırıyorlar savaşmak için.Ancak ikiside bunu istemiyor.Kadın her ne kadar mecbur değilsin bırak başkaları gitsin dese de;adam buna MECBUR olduğunu istemese de gitmek zorunda olduğunu söyler ve karısını dinlemez.Kadın elinden geleni yapar ancak kocasını ikna edemez.Adam trene biner ve yola koyulur.İlerleyen sayfalarda Zweig'in tabi ki psikolojik betimlemeli ağır basıyor ve o mecburiyet duygusunu iliklerinizi kadar hissediyorsunuz.Sonunu söylemedim belki merak edip okursunuz diye.Kitaba puanım 4/5