Paramparça oldum, mahvoldum.
Sanırım bu kitaba başka bir isim yakıştıramam. Bu isim, o kadar kudretli bir mana ifade ediyor ki söyleyecek tek bir söz bulamıyorum...
Kitapta olaylar Mudanya Konferansından sonraki ılık, neşeli İstanbul’da geçiyor. Kitap bir doktorla kızının konuşması ile başlıyor. Doktorun kızı, Zeyno, babasına “kalp ağrısını” anlatıyor. Hikâye, Azize ve Zeyno’nun birbirlerine gönderdikleri mektuplarla, Zeyno’nun günlüğü ile ve diyaloglarla anlatılıyor.
Zeyno, bir doktorun güzel ve eğitimli kızı. Saffet’le nişanlı. Azize, Zeyno’nun arkadaşı. Yeğeni Hasan’a aşık. Hasan, kadınlara fazlasıyla zaafı olan, tutkularının elinde esir olan bir adam. Bir akşam Hasan Azize’yi ziyarete geliyor ve o zaman Zeyno ve Hasan tanışıyor. Tanıştıkları anda birbirlerine aşık oluyorlar. Ancak Zeyno arkadaşı için aşkını feda ediyor. Ve kalp ağrısı başlıyor.
Ben ne Zeyno’nun ne Hasan’ın aşkının gerçek olduğuna inanmıyorum. Olan her şey Azize’ye oldu. Azize’yi kendime çok yakın buldum, çok üzüldüm. Burada asıl kalp ağrısı ve ıstırap çeken Azize. Okuduğum tüm cümleler kalbime cam gibi battı. Boğazım düğümlendi.
Gerçekten çok ağır geldi.
Okumanızı tavsiye ederim :)