Suç ve Ceza, kaç defa okunursa okunsun; ilham vermeye devam eden, sarsan ve tokat gibi çarpan bir başyapıt. İçerisinde sosyalizm, suç, ceza, aşk, arkadaşlık, fedakarlık, kardeşlik, annelik, din ve liderlere dair çarpıcı eleştirilerin yanı sıra, insan karakterine dair müthiş çözümlemeler de mevcut. Başka hangi kitapta bu kadar konuya dair unutulmaz söylemler bulabiliriz, gerçekten bilemiyorum. Fakat, her satırında Dostoyevski’nin kelimeleri kullanım gücüne, gözlem yeteneğine ve yazarlık konusundaki dehasına adeta aşık oluyorsunuz.
Karakter betimlemeleri kusursuz. Kurgu, konunun işleyişi ve akıcılık tartışma götürmez derecede etkileyici. Yazıldığı dönem göz önüne alındığında, binlerce kez hayran olmamak elde değil. Dostoyevski, bir yazar ve bir insan olarak bu dünyaya damgasını vurmuş ve hala da nesilleri kendisine hayran bırakan, hayranlığın da ötesinde derin bir saygı ve sevgiyle andığım yüce bir varlık benim için.
Bütün eylemlerimizde gizli bir yan vardır, psikolojik açıdan ilginç olan da budur. Sadece yüzeyi, yapay yönü tanırız, dile getirilmiş olanı kabul ederiz. Ama önemli olan, dile getirilmeyendir, üstü kapalı olandır, bir davranış ya da sözün gizli noktasıdır. Bunun içindir ki başkaları hakkında yargılarımız da kendimiz hakkındaki yargılarımız da yanlıştır, iğrenç yön gizlenmiştir. Büyük yazarlar bu "gizli yan " duygusuna sahip olanlardır kesinlikle, özellikle de Dostoyevski. Derinde ve gerçekte iğrenç olan her şeyi o açığa vurur.
Yani demem o ki; kan emici yaşlı tefeci kadını öldürdükten sonra köpekler gibi pişman olup varoluşsal baş ağrıları çeken Raskolnikov'u unutmayın..
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski