10/10
·256 syf.··
2024 34. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2024 21:24
Herkese merhaba. Aylar öncesinde okumuş olduğum kitabın incelemesini yeni yapıyorum. Aslında benim için zor bir inceleme olacak çünkü bir Sabahattin Ali kitabı nasıl incelenir bilmiyorum. Yine de deneyeceğim. Kitap hem konusu hem alıntıları hem de kahramanların arka planda temsil ettiği karakterler olarak benim için üç bölümden oluşuyor. Öncesinde konusundan başlarsam Ömer ve Macidenin aşkı gibi gözükse de aslında Ömerin iç dünyasında onu engelleyen şeytan dediği ikinci bir benlikle çatışmasını anlatıyor. Roman, bir vapurda, Ömer ve Nihat’ın kendi aralarında konuşmasıyla başlar ve Ömer’in Macideyi görüp aşık olmasıyla olaylar devam eder. Macideyi görür görmez aslında onu daha önceden tanıdığını hisseder ve yanılmaz. Macide Ömerin uzaktan akrabası çıkar. Ömer ve Macide evlenirler fakat işler hiç de Ömer’in plandığı gibi gitmez parasızlık ve Ömerin içindeki o şeytan peşlerini bırakmaz. En sonunda Macide Ömere bir mektup yazar ve onu terk eder. “Sana kızgın değilim. Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum. Sonra seni seviyorum. Neden sevdiğimi bilmeden seviyorum. Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim.. Allahaısmarladık.. ” mektubu bu şekilde bitirir Macide. Demek ki bir insanı ne kadar sevsek de günün birinde onu bırakıp gitmeye mecbur bırakabiliyor hayat. Sabahattin Aliyi okuyanlar bilenler zaten kaleminin ne kadar usta olduğunu ve o duyguyu bize nasıl aktardığını bilir o yüzden o konuda ekstra bir şeyler söylemeyeceğim. Buraya kadar kitabın konusundan bahsettim gelelim kahramanların temsil ettiği kişilere ve biraz da tarihin tozlu sayfalarını karıştıralım. Kitapta Ömer karakteri Sabahattin Ali olarak karşımıza çıkmakta. Ömeri tanıdıkça Sabahattin Ali’den izler bulmamamız imkansız. Gelelim Ömerin arkadaşı Nihat’a. Romanda Ömerle arasında çekişmelerden dolayı bu kişinin Nihal Atsız olduğunu görüyoruz. Atsız ve Sabahattin Ali davası malumunuz. Yine de biraz bahsetmek istiyorum. 1944 yıllarında Atsız dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğluna Sabahattin Aliyi hedef gösteren açık mektuplar yazmıştır. Bu mektuplarında Sabahattin Aliye kin ve nefret kusmuş açık açık vatan haini olduğunu söylemiştir. Sabahattin Ali bunun üzerine Atsızı mahkemeye vermiş etkileri günümüze kadar sürüp gelen Irkçılık Turancılık davası başlamıştır. Bu dava üzerine mahkeme Atsıza 4 ay hapis cezası vermiştir ama olaylar bununla da kalmamış Sabahattin Ali’yi yurtdışına kaçmaya mecbur bırakmışlar ve onu yurtdışına kaçıracağını zannettiği Ali Ertekin tarafından kafası taşla ezilerek öldürülmüştür. Bir ülkenin böylesine önemli bir yazarının bu şekilde katledilmesi oldukça acı verici. İncememi kitaptan çok sevdiğim ve gördüğümde içime dokunan birkaç alıntısıyla bitireceğim. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Herkese keyifli okumalar Herkese umuttan bahsediyorum, içimde zerre kadar umut kalmamışken... İçimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum.. Herkes ne diyecek? Bu ana kadar herkesten ne gördüm ki... Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı? Bugün canım insan yüzü görmek istemiyor; geniş, uçsuz bucaksız bir şeye… ve sana bakmak istiyorum Kim bilir… Belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar olarak tekrar karşılaşırız ve belki gülüşerek birbirimize ellerimizi uzatırız…
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
··
513 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.