“Hayatım başarısız bir deney gibi geliyordu bazen. Tüm talimatları takip etmiştim ama olmam gereken insan olamamıştım sonunda.”
....
Yazarımız Sophie Mackintosh bizi distopik bir evrene götürüyor ve hikayeyi yazar bize dallandırıp budaklandırmadan, ilk sayfalardan itibaren konuya girerek, duru ve akıcı bir dille bize anlatıyor. Çeviri çok iyi, konu ve ana fikre bayıldım, dili oldukça akıcı ve sürükleyici bir yapıda. Ama kitap bittiğinde kurguda sanki havada kalan, kafanızda soru işaretleri bırakan, eksiklik hissi veren bir yapısı olmasına rağmen yine de yazarın anlatmak istediklerini başarılı bir şekilde okuyucuya sunduğunu düşünüyorum.
......
Kitabın içeriğine gelecek olursak; kadınlar (zaafım var), özgürlük, baskı, annelik, seçimler (çektiğin kuraya göre anne olup ol(a)mayacağın belirleniyor) gibi yazarımızın dikkat çektiği başlıklar var. Bu çekilişe göre kadınlar hem kaybediyor, hem kazanıyor ve bu kura sonucu kazandığınla yaşamak zorundasın, kaybettiğine ulaşmaya çalışmak ise yasak ve suç olarak kabul ediyor.
.......
Kitapta beni en çok etkileyen bölüm, kahramanımız Calla’nın süreci, yakınları olan sevdiği kişilerden en ihtiyacı olduğu zamanda merhamet ve sevgi görmeden tek başına atlatmaya çalışması oldu.
.......
Bıraktığı soru işaretlerine rağmen konusu, vermek istediği mesaj ve sürükleyiciliği bakımından severek, etkilenerek bir çırpıda okudum. Tavsiye ederim.
.......
“Şansın pay edilmesi ile başladı her şey, bedenlerimiz tilt makinesinin içindeki toplar gibiydi.”
.....
“Hayatınızın yönü böyle belirlenir, yazılmış ve deģistirilemez bir şeye dönüşür. Bana ait olmayan bir nesne gibiydi hayatım, başka türlü olmasını dilemek en iyi olasılıkla bir yanılgıydı, en kötü olasılıkla hainlik.”