Oblomov'u anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Birbirimizi eleştirdiğimiz, değiştirmemiz için birbirimize tavsiyelerde bulunduğumuz pek çok özelliğimiz belki de bizlere kökleri çok derinde olan bağlarla kenetlenmiştir. Durup durup kendimize kızdığımız, neden böyleyim, neden değişemiyorum diye düşündüğümüz pek çok huy, belki geçmişte henüz hiç hatırlamadığımız bebeklik ve çocukluk anılarında gizli çevremizden alıp sakladığımız bir takım davranış örüntülerinin kemikleşmiş yansımalarıdır. Bu gözle bakınca dünyada yaşayan pek çok insanın kendi ile giriştiği mücadelenin aslında ne denli meşakkatli olabileceğini bir kere daha anlıyor insan. Belki insanın en büyük savaşının kendi içindeki savaş olmadı da bundandır.
Oblomov'u okumaya başladığımda bu uyuşuk ve tembel adamın ne özelliği var canım 600 sayfalık kitap yazacak zaman bunun için heba edilir mi diye bile düşündüm ne yalan söyleyeyim. Çünkü yaklaşık ilk 200 sayfadaki uyuşukluk okurken size bile sirayet ediyor ki en yavaş okuduğum kısım burasıydı. Daha sonra hayatındaki bir takım gelişmeler okuyucuyu umutlandirsa da aslında kitapta rüya olarak anlatılan Oblomov'un çocukluk anılarınin geçtiği Oblomovkalilar'in yaşamı kitabın sonuna dair bir ipucu veriyor. Ne kadar uyuşuk olsa da dürüst ve sadık oluşundan dolayi çevresinde onu sevenlerin ve ona yardım etmek isteyen kişilerin de olduğu Oblomov bu hayatın içinden sıyrılmak için birkac defa çaba gösterse de temelde bunu hiç istemiyor aslında. Arkadaşı Ştoltz'un bitmek bilmeyen uğraşları bile onu değiştirmeye yetmiyor.
Kitabın önsöz ve sonsözünü kitap bitince okudum ve böylesi daha iyi oldu bence. Okurken çok da dikkatimi çekmeyen doğrusal ve döngüsel zaman vurgulari Oblomov ve Ştoltz karşılaştırması kitabı okumadan önce okuyucu için çok fazla anlam ifade etmeyebilir. Yine başka kaynaklarda karşılaştığım Oblomov'un eski Rusya'nin hantal yapısını, Ştoltz'un oluşması istenen yeni Rusya'yı temsil ettiği vurgusu da güzeldi. Bu bağlamda genç, güzel ve enerji dolu Olga'nin tercihinin kimden yana olacağı da aşikardır.
Ben ilk 200 sayfada biraz sıkılmamı saymazsak çok beğenerek okudum. Ara ara Oblomovlaştığım zamanlar var mı diye kendimi sorguladığım zamanlar da oldu. Her okuyucu kendisi için böyle bir karşılaştırma içerisine girecektir bence bu kitabı okurken :)