·134 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Kasım 2021 00:00 Son kuşlar, Sait Faik’in en sevdiğim kitaplarından biri belki de en birincisi.
Bir bakıma otobiyografiktir SFA öyküleri. Öyküler birbirini tamamlar adeta; Balıkçısını bulan olta’da yazarın canı yazmak istemez mesela:
“Yazı yazmak canım istemiyordu. Yazı yazmam için bana çiçek, kuş hürriyeti değil, içim deki aşkın, deliliğin, oturmaz düşüncenin hürriyeti lazım. Küçücük hürriyetler değil, alabildiğine yüz verilmiş bir çocuk hürriyeti istiyordum. Bu bana lazımdı. Yoksa her şeyi ağzımda gevelemekten başka ne yapabilirdim?”
Karamsarlığa düşmüştür, Haritada bir nokta’da (ki en sevdiğim öykülerinden biridir) adaya, iyi addettiği insanların arasına seyirci sıfatıyla döner.
“Kaybettiğim her şeyi; insanlığı, cesareti, sıhhati, iyiliği, saffeti, dostluğu, alın terini, sessizliği yeniden bulacak; belki yeniden bir adam olmasam bile bir temiz hayatın içinde hayran, meyus ve mahcup ölü mü bekleyecektim.
Ama “insan” olarak idealize ettiği mahlukun tüm kötülüğün ete kemiğe bürünmüş haliyle bir başkasının zavallılığına eziyet ettiğini görünce yapacağı şeyi yapar -ki o bir martının eceliyle ölümüne bile içi ezilen martının ardından mersiye yazan biridir-
“Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da, bir hırstan başka neydi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim. Hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada'nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”
Yazar yazmasına da sonra da tutar hayıflanır Kırlangıç yuvasındaki kadın’da
Bıktım doğrusu artık, oturup insanoğlunun çektiğini, çekmediğini anlatmaktan. Bıkmaktan geçtim, anlatamadım. Yazdım, beceremedim. Kendi kendimi ne aynada ne düşte, ne hayalde, ne de fotoğrafta göremedim de, tuttum, sarı saçları vardı, dedim. Gözleri yaradana yan bakardı, dedim. Akşamları iki kadeh içerdi, dedim. Şuna güler, şuna üzülürdü, dedim. Ona çok haksızlık ettiler, dedim. Zengine sövdüm. Fakirine enayi gibi acıdım. Neredeyse dünyaya nizamat verme ye kalkacaktım!