10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
Yaklaşık 10 yıl kitaplığımda bekleyen bu kitabi okuduğumda şunu gördüm ki, 10 yıl önce okusaydim, şimdiki kadar çok şey ifade etmezdi benim için şüphesiz. Bu kitap bir mahkeme raporundan oluşuyor. Kudüs'te İsrail Devleti'nin kurduğu bu mahkemede Yahudilerin toplama kamplarına nakledilmelerinden sorumlu Adolf Eichmann yargılanıyor. Savaştan sonra herkese izini kaybettiren Eichmann, 1960 yılında sahte bir kimlikle Arjantin'de yaşarken Yahudiler tarafından gizlice yakalanıp Kudüs'e getiriliyor ve yargılama süreci başlıyor. Binlerce insanın ölümünde sorumluluk sahibi olduğu icin karşılarında gözü dönmüş bir cani bulmayı uman insanlar; son derece sakin ve çok normal, sıradan bir insanla karşılaşınca şaşkınlık geçiriyorlar. Eichmann konuştukça, olanlardan bahsettikçe bircok şeyi çoktan unuttuğu ama mevkisinin yükselmesine dair mevzuları çok iyi hatırladığı görülüyor, Yahudilerin toplama kamplarına gönderiliş hikayesine ise çok basit bir savunmada bulunuyor. 'Ben emirleri uyguladım, o yüzden suçlu değilim. Kimsenin ölümünden sorumlu değilim' diyor. Ve buna gerçekten de inandığı görülüyor. Vicdanını bu şekilde rahatlamış olan bu adamı anlamak uzun zaman alsa da aslında her şeyin bu kadar basit olabilme ihtimali var mı diye korkuyor insan bir taraftan. Kitabın ismi de buradan geliyor. Kötülüğün bu kadar sıradan bir savunmayla gecistirilebilmesi... Ve sıradan bir insanın bir caninin yapabileceği şeyleri emir olduğu için, kendisini sorumlu hissetmedigi için koşulsuz uygulaması hepimizin içinde böyle karanlık bir tarafın olup olmadığını da sorgulatiyor insana... Eichmann birçok defalar mahkemeye çıkarılıyor, pek çok tanık dinleniyor. Bu tanımların bir kısmının ifadelerine ve o dönemde Almanya'nın işgal ettiği yerlerdeki Yahudilerin durumlarına dair kitapta kapsamlı bilgiler verilmiş. Eichmann'in sorumluluk çerçevesi bu anlatımlar ışığında çizilmeye çalışılmış. Kitabın sonuna da tüm anlatılanları toparlayan bir sonsöz eklenmiş. Eichmann'in Kudüs'te yargılanmasının yanlış olduğuna, Uluslararası bir mahkemede yargılanması gerektiğine de vurgu yapılmış. Zira tarafsız bir mahkemenin mağdurlarca oluşturulması imkansız görünüyor. Bu olay ve benzerleri, ilerleyen yıllarda Stanford Hapishane Deneyi ve Milgram Deneyi gibi deneylerle insanlardaki şiddet eğiliminin bir otorite karşısında nasıl değişim gösterdiğini anlamak için öncülük etmiştir.
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022991 okunma
·
128 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.