Puan vermedi·159 syf.····Okunma: 01 Aralık 2021 18:47 reşat nuri denince akla gelen “jurnal (günlük) tutma” eylemi, bu romanımızda da mürşit efendi’nin jurnaliyle kendisini gösteriyor. roman, mürşit efendi’nin günlüğünden ibâret desek herhalde yanlış olmaz.
zehra öğretmen, çocukluğunu baba travmasıyla geçirdiği için onun bulunduğu istanbul’dan uzaklaşarak anadolu’ya sığınmıştır. çevresi tarafından takdir edilmesinin yanında kendisinin bi’konudaki noksanlığı göze çarpmaktadır: “acıma duygusu.” bu duygu, yıllar sonra babası mürşit efendi’nin güncesini okuyarak yerini pişmanlık ve vicdan hissine bırakacaktır. roman, tertemiz bi’vicdana sahip olan mürşit efendi’nin nasıl insanlar tarafından kişiliğine zarar verildiğini ve dönem insanı için ahlâk kavramının ne kadar gereksiz görüldüğünü göz önüne seriyor. bunun yanında “anadolu’yu bi’ana kucağı gibi görerek istanbul’a duyulan nefret, memuriyet” gibi kavramlar da diğer romanlarında da karşımıza çıkan ortak paydalar.
kişisel yorumum, çalıkuşu’ndan sonra okunduysa eğer edebî bi’ beklentiye girilmemesi yönündedir zirâ çalıkuşu eserindeki içtenlik, kahramanların detaylı ruh hâlleri ve betimlemeler bu romanımızda beklentiyi karşılamaz niteliktedir.