Gönderi

Kafaya takmamak da bir kafaya takma biçimidir.
8/10
·200 syf.··
2021 18. kitabı
Bugün, tek oturmada okuyup bitirdiğim ve açıkçası ilk başta çekinerek aldığım bir kitap olan "Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı" (The Subtle Art of Not Giving a Fuck) kitabını inceleyeceğim. Çekindim diyorum çünkü genelde bu kadar iddialı başlığı olan kitapları sevmiyorum. Goodreads ve diğer sitelerdeki özetlerine bakmadan önce ismine bakarak başka bir kişisel gelişim scam'ı zannettiğim kitap aslında beklentilerimin bir tık üstünde çıktı. Yazar Mark Manson, hikayesini anlatırken kendimden esintiler çıkarabildiğim bir yazar. Kitap genel olarak kişisel gelişim zırvalarının temelinde yatan problemlere değiniyor ve aslında insanın dışarıdan sürekli observe ettiği sürekli olumlama çılgınlığı ile dalga geçiyor. Sürekli zengin olmamız gerekiyormuş gibi veya daha fazla şeye sahip olmamız gerekiyormuş gibi davranılması, yaptıkları işin tamamen saadet zinciri olması ve orta-sınıf-beyaz-iş-adamı-kılıklı dolandırıcılık yöntemleriyle kazandıkları parayı herkesin "hiçbir şey yapmadan" kazanabileceği vaatleri ile bizi sürekli gaza getirmeye çalışan scam'lerin aslında bizi daha çok mutsuzluğa sürüklediğini yazar kitapta çarpıcı şekilde gözler önüne sermiş. İşin ilginç yanı bu dolandırıcılar; "Gelin ve hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden, sadece benim yaptığım adımları takip ederek xx yöntemiyle yılda 250.000 dolardan fazla kazanın" aslında zaten size sattıkları kurslar sayesinde zengin oluyorlar. Büyük ihtimalle kısa yoldan zengin olmak isteyen binlerce insan gidip bu kursları satın alıyor. Mark'ın kitapta söylediği şu söz çok hoşuma gitti; "Sizden daha başarılı insanlar, zamanında sizden daha başarısız olmuşlardır." Çünkü gerçekten düşündüğümüzde, başarılı insanların tamamı bir konuda başarılı olabilmek için o konuyla ilgili çoğu kez başarısız olurlar. Burada temel problem başarısızlığın tanımıdır. Başarısızlık olarak addedilen birçok şey başarıya giden yol için sadece küçük quizler olabilir. Örneğin birçok kez şirket batırmış bir kişi daha sonra milyarlarca dolar değerinde bir şirkete imza attığında hiç kimse o kişinin önceden batırmış olduğu onlarca proje hakkında konuşmaz. Çünkü o projeler, başarıya giden yolda denenmiş birkaç öğrenim yolundan birisidir. Kitap elbette ki "It's the process that matters." felsefesini uyguluyor. Sürekli şunu yaptığınızı fark ediyorsanız siz de sürece değil sonuca aşıksınız: 'Hukuk fakültesini kazanırsam mutlu olurum, 1+1 eve çıkarsam mutlu olacağım, köpek alırsam mutlu olacağım, yurt dışına bir çıktım mı o zaman kesin her şey düzelir, sportif bir vücudum olursa mutlu olacağım' -> Problem: Çoğu insan hukuk fakültesini kazanmak ister, çok azı günde 5-6 saat ders çalışmaya cesaret edebilir. Çoğu insan kusursuz bir vücut ister, çok azı saatlerce spor salonunda yaşamanın fiziksel stresini ve acısını çekmeye cesaret edebilir. Eğer siz de sürekli olarak güzel bir vücudunuzun olmasını istiyorsanız ve fakat spor salonuna gidemiyorsanız ya da düzenli bir şekilde spor yapmanın gerektirdiği işi yapamıyorsanız, üzgünüm: sonuca aşıksınız. Önemli olan sürece aşık olmaktır. Yaşam da böyledir. Yaşamak süreçtir, ölüm sonuçtur. Başarılı insanlar, saatlerini spor salonuna vermeye hoşlanan insanlardır. Amaç kilo verebilmek değil, sağlıklı insan olabilmektir. Kilo verdiğinizi hayal edersiniz, kilo vermeye karar verirsiniz, diyetinizi uygulayamazsınız, üzülüp çikolata yersiniz, kilo alırsınız. Kitap genel olarak hayatın yanlışlar silsilesinden ibaret olduğunu, yaşadığımız hayatın daha iyi yanlışlara ve daha az yanlış yapmaya doğru ilerlediğini söylüyor. Neye takacağımıza biz karar veririz, diyor. Değer yargılarımız düzeldikçe, daha iyi şeyleri, önemli şeyleri, yaşamımızı düzelten, bize mutluluk ve yan etkisi olarak da haz ve başarı getiren şeyleri kafaya takarız. Daha iyi değer yargılarına öncelik vermek, kafayı takacak daha iyi şeyler seçmek. Çünkü daha iyi şeylere aldırdıkça daha iyi sorunlarınız olur. Sorunlarınız iyileştikçe de yaşamınız düzelir. Bir de bu herkesin içinde olan "Ben diğerlerinden farklıyım, inanıyorum ki birgün gerçekten inanılmaz şeyler başaracağım ve ben yatımda tatil yaparken herkes bana saygı duyacak, çünkü ben olağanüstüyüm" olumlaması da yazarca dalga geçilen konulardan biri. Televizyonlar, radyolar, olumlamalar bize sürekli olağanüstü olduğumuzu söyleyip duruyor. Her şeyi başarabileceğimizi söylüyor. Eğer gerçekten böyle olsaydı, yani herkes olağanüstü olsaydı zaten kimse olağanüstü olmazdı. Çıtayı o kadar yükselttiler ki, "ortalama" bir insan olmak vasatlık seviyesi olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz günlerde bir Instagram postunda adamın biri; "O koca kıçın yatakta yuvarlanırken saat sabahın köründe piyasalar açılıyor ve insanlar senin hayatın hakkında kararlar alıyorlar. Şimdi o yüzden 04:30 da o yataktan kalk ve hayatını planla" zırvalamasında bulundu. Sanırım halen şu -04:30'da uyan, meditasyon yap, spor yap, şükret, düzgün yemek ye, smoothie iç, gününü planla, işe git, 52 haftada 52 kitap oku, herkese iyi davran, gülümse- zırvalığı bitmedi. İyi hepimiz öyle yapalım o zaman. Yalan söylemeyelim bunlara bir zaman ben de inanırdım. Zırvalık olduğunu fark etmeniz çok uzun zaman almıyor.
Kişisel Gelişim
Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama SanatıMark Manson · Butik Yayınları · 201715,4bin okunma
·
146 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.