Gönderi

10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2021 104. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2021 12:16
Yalom'un ' Nietzsche ağladığında' kitabı beni çok derinden etkiledi. Yazarı kutlamak gerek... Her kitap severlerin ve Nietzsche'nin felsefesinin merak edenlerin ve aynı zamanda psikanaliz teorisinin anlamak için mutlaka okunması gereken bir eser. Özellikle Dr Breuer ile Nietzsche ve Dr Breuer ile freud arasında geçen diyaloglar yani felsefik ve psikolojik tartışmalar ve çözümlemeler gerçekten harika... Her okur bu kitabı okuduğunda, geçmişte yaşadığı negatif olayları ve gelecekteki kaygılarını çözüm bulma deneyimini yakalama fırsatına sahip oluyor.
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
·
138 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sanirim 18 yaslarindaydim ve Apê Nietzsche gibi yazarlari okumanin en tehlikeli yaslaridir oyaslar. Mutluluk ve mutsuzluk benim icin bu tarz kavramlar tartismalidir. Yani ahlakli ahlaksiz, deli akili guzel cirkin kime höre neye göre bu kavramlar kurulur... Her mutlu biraz mutsuz hem mutsuz biraz mutlu Delilik aslinda en gerçeklik degilmi... Deli olmayi basarsaydik daha mutlu ve özgür bir birey olurduk. NIETZSCHE acayip agir bir yasam bicim ve mutsuzluklariyala adeta Motive olup bu sahene eserleri bize sunmus... Nietzsche felsefesinin bana göre, temel noktası insanın acıları ve mutluluğu ile ilişkilidir. Bunu her konudaki felsefe anlayışında görebiliriz. Tarih felsefesinde bu konu insanın “tarihsel bir varlık” olmasıyla anlamını bulur. İnsanı ve hayvanı birbirinden ayıranda esas itibariyle budur. Şöyle der Nietzsche: “Önünde yayılan sürüyü bir gözle: Ne dünü bilir ne bu günü, bir o yana sıçrar; bir bu yana, yer uyur, geviş getirir, yeniden sıçrar; sabahtan akşama, bugünden öbür güne, kısacık yaşamının haz ve acılarıyla bağımlı ȃnın tepeciklerinde yaşar durur.” İnsanda tıpkı hayvan gibi yaşamak ister ama bunu boş yere ister, çünkü onun isteği hayvanınki gibi bir istek değildir. Hayvanla insanı bu noktada ayıran bir şey vardır o da unutma. İnsan unutmayı öğrenemeyip de hep geçmişe bağlı kaldığı için, şaşar durur kendine der Nietzsche, çünkü insanın hep bir geçmiş yükü vardır ve bellek insanın hayvani bir mutluluğa erişmesine engeldir.  “Zaman tomarından boyuna bir yaprak süzülür, düşer, uçup gider. Birden yeniden insanın kucağına düşer. İşte o zaman insan ‘anımsıyorum’ der ve hemen unutan, her ȃnının gerçekten öldüğünü, sis ve gece içinde geride kalıp yittiğini ve bütün bütüne söndüğünü gördüğü, hayvanı kıskanır.” İnsan hayvanı kıskanır çünkü hayvan tarih dışıdır. İnsan, tarihle birlikte kendini var edip, geçmişin acılarıyla veya mutluluklarıyla, kendi varlığını devam ettirmek durumundadır ki bu yalnızca bireysel bir var oluş anlamına da gelmez.
Çiya bayhan
Gönderi Sahibi
Çok kapsamlı bir yazı olmuş ve aynı zamanda Nietzsche'nin felsefesinin sizi nekadar etkilediği ortada. Ama çoğumuzun gözden kaçırdığı bir nokta var o da 'anlam' yuklememek... Yaşadığımız herhangi bir olayın kaynağını yani ortaya ilk çıkışını bulmak isteriz ama gerçekte olan bu değil , gerçekte olan olayların anlamı bize ne mesaj verdiğidir.
Rojbaş, yorumunuzu okurken aklima ilk okudugum zaman geldi. Ben sanirim Cok erken yillarda okumustum ve gittigim tatilden mutsuz dönmüştum... Ve okuduktan sonra biz bu gezegenin mutsuz cocuklariyiz diye bir fikre kapilmistim.
Çiya bayhan
Gönderi Sahibi
Rojbaş, aslında gerçek karekter olarak Nietzsche'nin felsefesi insanı dayanılmaz hale sokuyor. Ve gerçek olarakta o mutsuzluk duygusunda bir anlam çıkarabiliyor muyuz? ve kutsallaştırabiliyor muyuz?