Gönderi

“Kendim dışında kimse bana inanmıyor.”
10/10
·520 syf.··
2021 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2021 20:51
Kitabın kapağını kapattığımda her bir hücreme nasıl işlediğini, nasıl etkilendiğimi uzunca bir süre düşündüm. GERÇEKTEN NE KİTAPTIN BE KARDEŞİM! Bu kitabı okurken her sayfanın duygusunu dibine kadar yaşadım. Yer yer heyecandan öldüm. Bazen çok sinirlendim. Ama en çok kalbim kırıldı. Martin EDEN’in çevresinde bulunan herkes onunla birlikte benim de kalbimi çok kırdı. Kitap Martin EDEN isminde işçi sınıfına mensup bir gencin hayatını ama bana göre hayatından çok düşüncelerinin gelişimini konu alıyor. Eser bu gencin burjuva sınıfına ait Ruht isimli genç kıza aşık olması ile başlıyor. Kendisinin de en başından beri burjuva sınıfına ait olduğunu düşünüp, onlara ulaşmaya, aradaki sınıf farkını kapatmaya çalışıyor. Martin EDEN kitaplara sarılıyor. Okuyarak bu farkı yenebileceğine inanıyor. Okuyor hep daha çok okuyor. Hep daha çok çalışıyor. Parasızlıkla mücadele ediyor. Hem de hatırı sayılır bir mücadele. Okudukça yazmaya, yazdıkça, yazar olmaya karar veriyor. Hiç vazgeçmeyi düşünmüyor. İnanıyor kendine. Yazar olup çok para kazanacağına ve evlenmek istediği kadına alışık olduğu lüks hayatı sunacağına hep inanıyor. Fakat yazarlık dışında her mesleğe uygun görülüyor. Hep bir kalıba sokulmaya çalışılıyor. Kendini her anlamda inanılmaz geliştirmiş olmasına rağmen, para kazandığı bir işinin olmaması kimseyi tatmin etmiyor. Eserleri hiç ciddiye alınmıyor. Hayatının merkezine yerleştirdiği, büyük aşkı Ruht bile her eserini okuduktan sonda “güzel ama…” ile başlayan ve para kazanamadığıyla biten cümleler kuruyor. Bütün kapılar defalarca yüzüne kapanıyor. Açlıkla sınanıyor. Üstüne giyecek giysi bile bulamazken yazmaya devam ediyor. Bu süreçte bir insan ne kadar değişebilir ve gelişebilirse o kadar değişip, gelişiyor. En başta ulaşılmaz gördüğü burjuva sınıfından kitabın sonlarına doğru şöyle bahsediyor; “Bir zamanlar bütün masumiyetimle yüksek makamlarda oturan, güzel evlerde yaşayan, banka hesabı olan eğitimli insanların ne kadar değerli olduklarına inanırdım.” Kısaca dostlarım! Kimse Martin EDEN’e saygı duymadı. Kimse ona inanmadı. Daima aşağılandı. Kimse onun mücadelesine sahip çıkmadı. Kimse onun fikirlerini önemsemedi. Kimse yardım etmedi… Bütün bunlara çok ihtiyacı vardı ama hep yok sayıldı. Bir süre sonra her şey tersine döndü. Eserleri basıldı. Hatta sadece dergiye değil, kitap olarak basıldı ve inanılmaz beğeni aldı. Daha önce defalarca reddedilmiş olan yazdığı bütün eserler basıldı. Para kazanmaya başladı. İnanılmaz para kazandı. Tabi bu şöhret ve para beraberinde herkesin çıkar yüklü saygısını getirdi. Açlıktan bayılırken onu davet etmeyen herkes, karnı tok iken masasında görmek istedi. Herkes tanışmak istedi. Herkes yürekten alkışladı. Herkes sahip çıktı. Herkes tarafından sevildi… Fakat iş işten geçmişti. Martin EDEN bunu hiçbir zaman kazanç olarak görmedi göremedi. Çünkü dün yüzüne bakmadıkları genç hâlâ aynıydı. Fiziksel olarak aynıydı, düşünceleri aynıydı, en önemlisi yazdığı eserler aynıydı. Herkesin önemsemeyerek okuyup, iki dakika sonra aklından sildiği eserlerle, şu an herkesin dilinden düşürmediği ve kendisine binlerce dolar kazandıran eserler aynı eserlerdi. Bütün bu başarısını maalesef derin bir kaybediş olarak gördü. Hayata karşı verdiği savaşın kaybedişi…
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
·
139 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.