Puan vermedi·330 syf.··Beğendi
· Kitabı, elime aldıktan 3 gün sonra bırakabildim... Aslında uykusuz kalmaya dayababilsem kitaba devam etmek için sabah olmasını bile beklemezdim... Betimlemeleriyle, size yaşattığı duygularla her bir sayfayı çevirdiğinizde hayret edeceksiniz, merak duygunuz kabaracak sizi anlatan cümlelerde kendinizi bulacaksınız...
İlk bölümü okuyan herkes olayın bir cinayet olduğunu düşünüyor ama asıl hikaye sayfalarını çevirip okudukça anlaşılıyor...
Ahmet'in ölen komşusu Arzu, cinayet hakkında haber yapmak için bilgi toplayan - her defasında hayrete düşen- gazeteci kız, zeka geriliği olan ama sırf Arzu'nun ona yakınlaşmasını aşk diye adlandırıp kıskançlık yüzünden öldüren katil muharrem...
Sanırım bu hikayede en masum olan Mehmet, tabii onun yaşadığı aşk ise tam bir hayal kırıklığı ️
O kadar çok altını çizdiğim, sadece duvara bakıp saniyeler önce okuduğum o cümlenin duygusunu derinden yaşadığım anlar oldu ki - okuyanlarında aynı fikirde olduğunu düşünüyorum- paha biçilmez bir duyguydu...
İnsan soyu zayıf, kırılgan, ölümlü, her türlü hastalığa, kazaya, acıya açık ama kendini avutarak yaşıyor, bunları unutuyor. İşte anahtar kelime bu; hayatın özü, büyük sırrı; olmazsa olmazı: Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez...
En çok beni etkileyen sözlerden birisiydi, unutmak kelimesinin vücut bulmuş hali...
Her şey buraya kadar iyi, güzel. Peki Ahmet'in hikayesi gerçekten Ahmet'in hikayesi mi? Kazada ölen kardeşinin yerine kendisini koyan Ahmet pardon Mehmet sizi de çok etkilemedi mi?
İyi ki okumuşum, siz de okuyun hayal dünyanız genişleyip kendinizi olayın içinde kaybedeceksiniz...