Şu anda yanımda bulundurduğum benim için çok kıymetli olan Bir Demet Şiir kitabının önsözünde de yer alan bir durumla incelememe başlamayı istedim.
Henüz 5. Sınıftayken öğretmeninin görev olarak öğrecilerinden şiir yazmalarını istemesiyle, şiiri sınıfa sunulan minik Sevgi Akcan belki de şiir yazmaya o sıralarda başlamış oldu. Yazmış olduğu şiir tüm sınıfın karşısında öğretmeni tarafından övgüyle methedildi ve öğretmeni şunu söyledi: “çoçuklar, arkadaşınız ilerde çok ünlü bir şair olabilir...”
Söz konusu şiir Osmanlı İmparatorluğu temalıydı ve şöyleydi:
“Vahdettin dalmıştı kendi işine/ Düşmanlar geliyor bir bir peşine/ Bütün halk şaşırmış ne geldi başa/ Böyle bir padişah böyle bir yasa... diye başlayan ve devam eden bir şiirdi.
Ben şiirin bu mısralarını okurken 5. Sınıf öğrencisinin çok üzerinde bir yetenekle yazılmış olduğunu düşündüm. Buradan da yazarlıkta ki başarısını küçük yaşta göstermiş olduğunu gördüm.
Kitabın sayfalarını çevirip şiirleri okumayı sürdürürken bazı satırların şiirsel büyüyle yazılmış ama hakikatin öğütleri olduğu hissine kapıldım. Bu ise okuduğum diğer şiir kitaplarından ayrılan muazzam bir şiir kitabı tadı verdi bana. Dolayısıyla kitaptan aldığım tat okumuş olduğum diğer şiir kitaplarına kıyasla bambaşkaydı.
Yazar, aydın düşüncelerini şiir yoluyla okuyucusuyla buluşturmuş gibiydi.
Ülkesini çok seven, ülkesi için hem eğitim hayatı hem de mesleki hayatı boyunca emek vermiş olan kıymetli Sevgi Akcan’ı bu kez şair kimliği ile tanıdım. Ülkenin çarpıcı gerçeklerini yıllar önce görmüş ve şiir sanatıyla okuyucuya yansıtmış olan Sevgi Akcan’ın ileri görüşlülüğü karşısında hayran kaldım doğrusu. Burada ne demek istediğimi kitaptan aldığım bir şiir ile desteklemeyi uygun gördüm.
O şiir:
“Bir karanlık yükseliyor göz göre göre,
Sarıp yaşamıyı genişliyor sinsice,
Uyan çocuk!
Uyumak, köle olmaya gebe...
Bir ihanet geliyor üzerimize,
Binlerce çığdan ağır, bin nasihattan öte,
...
Özgürlüğünü vurup
Yaşamını çalıyorlar çocuk!...
Haykır, “hayır” diye...” (s.35).
Bu şiirde de anlaşılacağı üzere yazarın ileri görüşlülüğü oldukça açık biçimde bizlere şiir yoluyla sunulmuş duruyor.
Bu şiir kitabında hem biraz sevgiye hem de bolca umuda sahip olacaksınız. Bunların yanında bu kitap, Atatürk Türkiye’sinin kıymetini daha iyi anlamamızı sağlayıp bizi yıllarca uyuttukları uykudan uyandıracak.
Kitapta da yazdığı gibi; “Uyumak, köle olmaya gebe...” (s. 35). O nedenle Atatürk Türkiye’si için uyanmalı ve daha fazla uyutulmamak umuduyla bilinçlenmeli...
Bu satırlardan sonra benim nezdimde büyük değeri ve emeği olan kitabın yazarı Sevgi Akcan’dan biraz söz etmeyi istiyorum.
Onu tanıdığımda, Öğretmen olsaydı mesleği boyunca binlerce öğrencisi olsaydı bu ülkede çok şey daha farklı olurdu dedim. O siyasetçi olabilseydi bir çok şeyin daha farklı olacağını düşünüyorken ben ise onun gibi birinin öğretmen olmasıyla bir çok şeyin; çok daha güzel,
çok daha farklı olacağına inanıyorum. Hayatlarına dokunduğu öğrencilerin; zihinleri, kalpleri, düşünceleri ve umutları bu ülke için paha biçilemez kıymette olurdu.
Hayatıma girmeden önce ülkesine olan sorumluluk bilinciyle Müfettişlik görevini ve bu ülkedeki vatandaşlık görevini idealitesiyle yerine getirmiş olabilecek bir insanı henüz tanımamıştım. Benim nezdimde Onun ismi duyulmamış Aydınlardan, bu düşünceme olan inancım ise tam.
Kaleminle bir çok gencin düşüncelerine, zihnine ve kalplerine dokunman umuduyla..