Üzüm üzüme baka baka kararır...
Bay Rochester alıntıda geçen cümleyi Jane’e kendi kötü ve pişmanlık duyduğu özgeçmişinden söz ederken kuruyor: Metres tuttuğu kadınlardan söz ederken...
Evlilikte bile insan eş kalitesinde yanılabilirken metreslik gibi bir ilişki düzeyinde insan kendine bir partner seçerken kaliteye neredeyse hiç önem vermez herhalde ne de olsa “hayat arkadaşı” diye değil ekseriyetle “yatak arkadaşı” diye düşünüldüğü İÇİN... Taraflarda kalite varsa bile birbirlerine bakış açıları yüzünden birbirilerindeki o kalite ile kolay kolay temasa geçemezler... Bay Rochester bu ilişki biçimini “köleliğin bir üst aşaması” olarak değerlendiriyor. Bedeli de hazır: Onun kalite düzeyine taşınmak...
Allah (cc) bizleri yüce niteliklerle donatsın ki aşağılık adına nitelik taşıyanlarla yakınlaşmayalım, onları gördüğümüzde de hemen tanıyıp beri durabilelim; hangi tür bir ilişki biçiminden olursa olsun!
Birlikte okunabilecek bir alıntı/m:
“RUHSAL OLARAK BENZEŞMEYENLER ya birbirlerinden uzaklaşırlar, ya da dönüşerek birbirlerini kopyalarlar.” ( #138332879 )
.
“Hepimiz, en çok beraber zaman geçirdiğimiz beş kişinin ortalamasıyız.” diye bir söz hatırlıyorum.
Hele de (ev arkadaşı, eş vs. gibi) yaşamak İÇİN seçtiğimiz kişiler...
Onlar bizim üzerimizde, biz de onların üzerinde dışarda yaşanan bir ilişkiden çok daha fazla etki bırakırız .
Eşlerde ve eş’lik niteliği olmayan diğer duygusal kadın erkek ilişkilerinde ise karşılıklı etki doruktadır.
.