Gönderi

Her Cephede Kutsal Bir Mücadelede
7/10
·168 syf.··
2021 28. kitabı
Üniversite sınavında en başarılı öğrencilerin gözdesi olan tıp mesleği sadece lise döneminde değil, hayatın uzun bir sürecinde çok çalışmayı gerektiriyor. Devam eden pandemi zamanında da gördük ki tıp, özel insanların yapabileceği bir meslek grubuymuş. Çocukluk ve ergenlik dönemlerinde yarış atı gibi sınavlarda başarıdan başarıya koşturan kişiler, uzun süren tıp fakültesi eğitimi, uzmanlık almak için uğraş derken mesleğe atıldıktan sonra da hayat koşuşturmalarını hep yüksek frekanstan yaşıyorlar. Mihail Bulgakov’un Genç Bir Doktor’un Anıları kitabı ise tıp fakültesinden mezun olan çiçeği burnunda bir doktorun ücra bir köyde bütün tecrübesizliği ve çaresizliği ile yaşadıklarını anlatıyor. Kitap ilk okuduğum Mihail Bulgakov romanıydı. Yazarın dilini oldukça akıcı buldum. Zaten yaklaşık 160 sayfa olan kitabı bir çırpıda, sürükleyici bir şekilde okuyabiliyorsunuz. Şaşırdığım nokta ise Bulgakov’un da tıp fakültesinden mezun olduğunu kitabı bitirdikten sonra biyografisini okurken öğrenmem oldu. Kitap boyunca tanıdığı bir doktorun anılarını anlattığını düşünmüştüm. Genç doktor taşra görevini gerçekleştireceği ücra köye oldukça zorlu iklim koşullarında yolculuk ederken sıkıntılı, neredeyse soğuktan felç geçirecek duruma geliyor. Aslında bu kaotik yolculuk köydeki görevin zorluğuna da göz kırpıyor. Gerçek hayatta da sizi çok yoracak bir iş daha başından kendini belli edebiliyor. Bahsettiğim zorluklar sadece imkansızlıklar değil elbette. Bulgakov’un halkın cahilliğiyle ne denli mücadele ettiğini kitapta anlattığı anıların neredeyse yarısından gözlemleyebiliyorsunuz. Hatta bir anıda doktorun çok aklı başında bulduğu, her hafta gelen yüzlerce hastadan sonra tıpkı çölde vaha gibi gördüğü değirmenci adam dahi verilen ilaçların bütün dozlarını bir gece de yutup ölümden dönüyor. Doktora ise “Bu da mı gol değil?!” dedirtiyor. Kitapta en hoşuma giden özelliklerden birisi de doktorun egoist bir tavırla sadece başarılarından bahsetmemesi oldu. Bir bebeğin gözünde oluşan problemin göz egzamasından kaynaklandığını çözemeyip, ameliyatla gözünü çıkarmak istemesi ve annesinin haklı direnişini de kaleme almış. Bazı anılarında başarısız ameliyatlarından da bahsetmiş. Beni hayal kırıklığına uğratan konu ise yazarın yaşadığı yalnızlıktan çok detaylı bahsetmemesi oldu. Hatta Bulgakov’un kendi anılarını anlattığını öğrenince düş kırıklığım katmerlendi. Birincil tekil şahıs ile yazdığı kitapta bu kadar iyi kalemi varken, anıları da oldukça müsaitken, yaşadığı psikolojik problemlere çok nadir deyinmiş olması beni üzdü. Kaldı ki muhtemelen o kadar zorlu bir yalnızlıktı ki yaşadığı, Bulgakov’dan sonra yerine gelen meslektaşı bu yalnızlığa ve mesleğin sıkıntılarına dayanamayıp morfin ile sonunu hazırlamıştı. Sonuç olarak, tıp fakültesinin gerçekten dünyada en başarılı öğrencilerin seçmesi gereken bir dal olduğunu bu kitap ile bir kez daha anladım. Sorumluluk bilinci, çaresiz anlarda hızlı karar verebilmek için gereken kendine güven ve akıl, sadece eğitimin, hasta iyileştirmenin değil insanlarla olan mücadelede dahi harikulade bir sabır gerektirdiğini Mihail Bulgakov Genç Bir Doktorun Anılar’ıyla zihnimize güçlü şekilde yerleştiriyor. Ahlaklı, meslek etiklerini paranın üzerinde tutan, yaptığı işin kutsallığını bilip kendini sürekli geliştiren ve bizlere şifa olan doktorlara selam olsun… ATH
Edebiyat
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
·
83 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.