Kitap ana karakterin şikayet ettiği hayatını anlatırken aslında ne kadar normal ve bizden bir hayat yaşadığını da göz önüne seriyor. Bu sayede yaşadığımız hayatların da nasıl aynı günlerin tekrarı olduğunu hissettiriyor.
Zevklerimiz ve hayatımızı nasıl öğrendiysek öyle yaşamamız hakkında derin düşünceler içeriyor. Karakterin asıl derdi bir miktar konfor alanı dışına çıkmak gibi.
Okurken aklıma gelen bir diğer düşünce de başarı hissiyatının insanın kendisi ile alakalı olduğu takdirde gelebildiği. Kendi sebep olmadıysa ve bizzat elde etmediyse insanın en iyi koşullarda dahi mutlu ve tatmin olmadığı. Ana karakter zengin, mutlu bir hayat sürüyor gibi görünse de kendi yaptığı herhangi bir eylemin sonucuna o kadar muhtaç ki başarı ya da mutluluk hissetmiyor. Çünkü elinde olan para ve koşullar ailesinden ona kalanlar. Kendi davranışlarının sonucunu almaya o kadar ihtiyacı var ki insanların onu kötü biri olarak anmasının ona nasıl bir zevk vereceğinin hayalini kuruyor. Benlik kaybı yüzünden başarı pusulası öyle bir sarsılmış ki başarı anlayışı tamamen kötülükten ibaret olmuş. Biraz da abartı geldi tabii. Hırsızlık arsızlık karakterin kendi yaptığı içsel sohbetlerde o kadar edebileştirerek anlatılmış ki sıkıcılaşmış.
Buna rağmen baş karakterin yanlışlıkla yaptığı bir iyilik ona aslında haz alınacak en güzel duygunun ne olduğunu gösteriyor. Ne kadar klasikleşmiş olsa da yokluğu hiç görmediği için mutluluğu yaşayamadını, kendi elindeki en değersiz paranın dahi başkalarına geçtiğinde onları ne kadar mutlu ettiğini anlıyor.
Şahsi olarak sonunun nereye doğru gideceğini düşünürken bitirdiğimde kitabı hiç beklemediğim bir şekilde çok sevdim. Hayatın anlamı, varoluşsal sancılar, amaç sorgulamaları konularını bu kadar düşünürken "Yalnızca hayatını gizem dolu yaşayan biri gerçekten yaşıyor demektir." cümlesiyle bir anda duraksadım. Ayrıca hayatı yaşamanın birine yardım etmek bir köpeği sevmek olarak anılması gördüğüm en naif düşüncelerden.
Bazen zihnimizde öyle şeyler vardır ki onları ifade edecek sözcükler bulamaz anlatma yoluna bir türlü erişemeyiz. Hayatı yaşamak bu kitabı okuyana kadar benim için böyleydi. Hayatı sevmeyi her zaman kendi aklımda pozitivizm vaya pollyannacılık olarak degerlendirsem de bambaşka ifade yönetmenleri de görmemi sağladı. Kitaplık rafinda bekletirken benliğime bu denli ayna tutacak bir kitap olacağını hiç düşünmezdim.
Teşekürler Zweig...