·400 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Aralık 2021 20:16 Ahmet Ümit ili ilk Patasa kitabı ile tanıştım. Tüm eserleri dikkatimi çekiyordu. Hepsini almak istiyordum ama hemen her zaman her an olmayabiliyor. Patasana da gerçekten güzeldi. Ayrı bir tat almıştım okurken. Sonra Kırlangıç Çığlığı çıktı. Çıktığı sene zaten ilgimi çekmişti ama bir türlü okuma fırsatı yakalayamamışken şimdi buldum ve okudum. Gerçekten çok başka bir tat. Çok içeriğine girmek istemiyorum okumak isteyen arkadaşlarımın merakını gidermek olur. O tadı okurken almalarını isterim. Her zaman ki gibi akıcı bir anlatıma sahip olan Kırlangıç Çığlığı'nı okurken kendinizi kaptırmamanız mümkün değil. Günümüzde hiç duymak istemediğimiz ama ne yazık ki bir kısmımızın maruz kaldığı o iğrenç olayları çözüme ulaştırmayı konu ediniyor aslında. Neler neler oluyor diyorsunuz. Gözünüzde öyle bir canlanıyor ki sanki siz içinde siz varsınız ve siz yaşıyorsunuz. Sanki sizin başınızdan geçiyormuşçasına tahminler yürütüyorsunuz. Gerçekten müthiş bir kitap özellikle sonuna yaklaşmaya başlayınca aslında ne kadar kaptırmışım ki dediğim gibi tahminde bulunurken kesin bu dediğim karakterden kitabın yarısından sonra daha da netleştiğini anladım ve doğru sonuç olduğunu gördüm. Tabi sonlara yaklaşınca ayrı bir heyecana büründüm fazla bir heyecan. Son sayfaya geldiğimde içimde bir boşluk oluştu. Bir şey yarım kalmıştı. Bitti mi dedim üzülerek. Gerçekten bitmişti. Bu kitap tamamen her duyguyu, sevinci, heyecanı, şüpheyi, aşkı, merhameti, duygusuzluğu, güveni ve güvensizliği, insan denilen varlıkların yani bizlerin nasıl hallere büründüğünü,neler yapabileceğini daha fazlasının olduğunu düşünerek söylüyorum ama bir kısmını Ahmet Ümit 400 sayfaya sığdırmış. Keşke dünya bu kadar kötü olmasa derken daha fazlasının olduğu aklıma geliyor ve üzülüyorum. Kırlangıç Çığlığı da okurken her şeyi yaşatıyor bizlere. En azından benim duygu ve düşüncem bu yönde.Yazarı bilen herkesin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ediyorum.