Puan vermedi·520 syf.····Okunma: 14 Aralık 2021 23:38 İnsanların sosyal sınıf yargılarının ne denli aptal olduğunun muazzam bir eleştirisi!
İşçilere ait hayatın muhteşem gerçeklik tasvirini anlatan, burjuvazi yaşantının sahte bir o kadar da samimiyetsiz olan değer ölçütünü yıkan çarpıcı bir romanı okuyoruz. Öyle ki kıyafetlerin, makam ve mevkilerin, özellikle parayla kazanılan şan şöhretin içindeki boşluğu anlıyoruz.
Aşkı uğruna yola çıkmış olan Martin, sosyal alanlarda saygınlık kazanmış kişilere imrenip onların düzeyine çıkmakla kalmayıp onlarda bulunmayan özgünlüğe, üretkenliğe hatta yaratıcılığa erişiyor. Ulaştığı fikirsel zenginliklerini yazıya döküyor fakat kız kardeşinden sevgilisine kadar çevresinden tek bir olumlu dönüt veyahut destek alamıyor. Toplum tarafından birçok şekilde örselenip aç susuz ve yalnız kalsa da sonunda başarıya ulaşıyor.
Martin Eden başarıya ve üne kavuştuğunda kişiliğinden hiçbir şey kaybetmemesine rağmen üst tabakaların elemanları peşinde kuyruk oluyor ve zihni şu çığlıkla yankılanıyor: “O kitaplar yazılmıştı!”
Önceleri hiçbir şöhreti yokken fikirlerini hafife alıp onu aşağılayanlar sonrasında onunla yemek yiyebilmek için ricalarda bulunuyordu. Martin’i Martin yapan para olmamalıydı. Açken yazmıştı ama açken yemeklere davet edilmemişti parası yokken de bu fikirdeydi ama o haldeyken kimse para teklif etmemişti.
Sonunda para gibi makam gibi ün gibi kendilerine ait olmayanlarla öne çıkan o ahmak insanların aslında ne kadar komik ve basit olduklarını kavrıyoruz.
Martin Eden harikulade bir yapıt, dehşet verici bir aydınlık..