Okuduğum sanırım ikinci Livaneli kitabı. Çok güzel bir konu, çok sağlam mesajlar ancak anlatıcıyı amatör bir yazar olarak seçmesini çok sevmedim. Yani bu mesajların böyle sade bir dille verilmesi belki bu kitabın daha fazla okunmasının veya anlaşılmasının önünü açtıysa da beni biraz kör göze parmak sokması nedeniyle irrite etmedi desem yalan olur.
Ancak anlatılan her şey o kadar tanıdık ve bilindikti ki yani diktatörlüğün nasıl olup da birden bire değil yavaşça geldiğini güzel anlatmış Livaneli. Çoğunluğun seçiminin yani demokrasinin ne kadar yanıltıcı olabileceğini çok yalın ve basit bir dille anlatmış. Sevdim mi ben sevdim ama anlatıcının amatör yazar olmasından hoşlanmadım bir de sanırım anlatıcının korkaklığından oldukça rahatsız oldum. Yaşar Kemal kitabın ön sözünde Livaneli’nin bu kitabıyla “büyük kapıdan” geçtiğini söylemiş, okuyunca bir beklentim yükseldi ama bana pek büyük kapıdan geçtirecek bir roman gibi de gelmedi şahsen.
Yazar’ın bir cümlesiyle bitireyim madem:
“Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur.”