Bir aşk öyküsü müdür Kamelyalı Kadın?
Öyledir!
Duygusal mıdır?
Olmaz mı!
Akıcı mıdır, rahat ve çabuk okunur mu?
Değildir, okunamaz denemez.
E bir de klasikse, hem de Fransız romantizminden, daha ne olsun!
Tam da böyledir işte.
Oğul Dumas (bir de baba Dumas vardır, malum) işi biliyor.
Roman yazmayı değil canım, okuyucunun yüreğini yumuşatmayı, duygusallık aşılamayı biliyor.
Aslında sıradan bir aşk romanıdır Kamelyalı Kadın ama sevdirir size kendini, merak ettirir sonuna değin.
Öykünün ayrıntılarına girmeye gerek var mı, yok!
Yalnız, romanın biraz yapısından bahsedelim ki bu tür eleştiriler çoğu okuyucuyu ilgilendirmez ama bazılarını da belki ilgilendirir.
Nedir yapısı?
Çerçeve öyküdür.
Çerçeve öykü nedir?
İç içe geçmiş öyküler bütünüdür.
Örneğin 1001 Gece Masalları. (Sayısız ve çıldırtan bir çerçeve yapısıyla bu türün en bilinen, en yetkin örneğidir. )
Örneğin Tutunamayanlar. (Postmodern yapıda bir çerçeve öyküdür. Ayrıntısına girmiyorum.)
İşte Kamelyalı Kadın da az çok böyledir; biri başlatır öyküyü, diğeri devam ettirir; o diğeri bitirince de ilk kişi devamını getirir ve bitirir.
Karışık mı oldu?
Belki biraz.
Geçelim.
Bir de pek çok kitapta gördüğüm bir kusur var aslında yapıda ama şimdilik buna girmeyeceğim, belki sonra; uzatmayalım.
Sonuç?...
Çok güzel bir aşk romanıdır, Kamelyalı Kadın.
Okunmalı mıdır?
Elbette okunmalıdır.
Yaklaşık on yıl önce okuduğum bu kitabı tekrar okuyor, yeniden seviyorum.
Merak edenlere, okumayı düşünenlere keyifle olsun diyelim.