Geçen sene adını çok duyduğum, bir yıldır sarı sarı gözüme parlayıp beni ne zaman okuyacaksın diye baskı uygulayan kitap. Çok yüksek beklentilerle başladığımı öncesinde belirteyim de sonradan psikolojik bakış açım objektif görünmesin.
Konu güzel, ana karakterlerde birkaç falso var. Normalde çok seveceğim bir tarz ama beni birkaç yerde tıkadı desem yeridir. Aslında insanların hayatlarında en az bir kere düşündüğü, düşününce bile içine sıkıntılar yükleyen o durumu tüm insanlık bir anda yaşıyor. Körlük. Yalnızca Ana karakterimiz kör olmuyor. Tabi herkes kendilerinin görünmediğini, bir şeyler yapsa bile kimse kimin yaptığını bilmeyecek düşüncesine girdiği noktada işler iğrençleşiyor. Toplumsal ahlak etiklerinin sınırlarını harika zorlamış yazarımız. Yargılama olmayacağını bildikleri zaman insanların içindeki o yaratık bir anda nasıl çıkıyor ve nasıl şeytanlaşıyor yeri geldiğinde çok net görüyorsunuz. Artık utanma duygusu yok. Empati yok. Her şey gözlerle beraber gitti. Cidden böyle bir şey yaşasak, hepimiz kör olsak diye düşündüm kitap sonunda. Ve eminim ki kitaptaki olaylardan çok daha fazlası yaşanır. Çoğu zaman yaptığımız ahlak şovları insanlardan gelecek tebrik ve güzel bakışların beklentisinden oluşuyor. Ciddi anlamda soruyorum, kimsenin görmediği bir karanlıkta ahlaklı olabilir misin?
Tanrı bakış açısı olduğu İçin karakter duygu ve düşüncelerini fazlasıyla okuyorsunuz. Sevmedim demiyorum asla ama galiba kendimi çok kaptırdığım ve kitaptan kafamı kaldırınca çevremdeki insanların da kör olduğunu birkaç saniye düşününce beni biraz karamsarlaştırdığı için kötü hisle bitirdim. Tabi bu durum yazarın o havayı ne kadar mükemmel yaratıp içine almasından kaynaklı. Bir kitabın sonunu ne kadar yoğun hislerle bitirirsen o kitap o kadar mükemmeldir Kötü bir hissiyat bile olsa. Ayrıca hayal gücümde oluşturduğum her mekanın kasvetli ve soğuk olması da beni ürkütücü hislere götürdü. Çok güzeldi fakat dipte hissettiğiniz zamanlarda okuyacağınız bir kitap değil. 8/10