·192 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ekim 2021 16:46 "Tutsiler ve Hutular arasındaki savaşın nedeni aynı topraklara sahip olmamaları mı?"
"Hayır, değil. Aynı ülkede yaşıyorlar."
"O halde... Dilleri mi farklı?"
"Hayır, aynı dili konuşuyorlar."
"O zaman tanrıları mı farklı?"
"Hayır, tanrıları da aynı."
"Peki o zaman niçin savaşıyorlar?"
"Çünkü burunları farklı."
Küçük Ülke Tutsi ve Hutular arasında ki savaşı ve büyük soykırımı bir çocuğun gözünden anlatıyor.
Bir ülke düşünün, çocukların ilk öğrendikleri şey ölüm, yetişkinlerin bildiği tek şey ölüm, insanların elinde olan tek şey ölüm.
Verilere göre günde yüz binlerce insanın öldüğü insanlık tarihinin görüp sessiz kaldığı onlarca katliamdan biri.
Yıl 1992 Burundi, küçük bir çocuk olan Gaby Fransız babası ve Ruandalı annesiyle beraber kız kardeşiyle hayatının en güzel günlerini yaşamanın hayalini kuruyor, bu küçük Afrika ülkesinde onca milletten insan kendilerince bir hayatın hayalinde. Bir gün bir kıvılcım bütün ülkeyi hatta kıtayı etkisi altına alacak ve sönmesi günden güne zorlaşacak olan bir yangına dönüşür, yaralar söz konusu değildir çünkü ortada ölümden başka bir şey yoktur.
Kitabın en sevdiğim noktalarından biri batılı yaşamına dair eleştirilerin olması özellikle savaş, yaşam ve refaha dair çok ince fakat bir hayli güçlü noktalara parmak basıyor.