Merhabalar.
Tolstoy kalemini çok beğendiğim yazarlardan biridir. Bu kitabını aslında otobiyografik bir eser olarak değerlendirmek lazım. Tolstoy, yazmış olduğu bu kitapta aslında geçmişinde yapmış olduğu yanlışlarla bir bir yüzleşmek istemiş. Gençliğin vermiş olduğu enerjiyle doğru olana gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkamış. Yaşı ilerleyip, düşünceleri tek tek yerine oturmaya başlayınca geçmişteki hatalarıyla yüzleşme ihtiyacını duymuş. Ellili yaşlarında hayattaki varlığını sorgulamaya başlamış ve bazı cevaplara ihtiyaç duymuş. Fakat ne kadar okursa okusun, hiçbir kitap, hiçbir düşünür, hiçbir din adamı onun sorularına tatmin edici cevaplar verememiş. Bu durum onu sonu olmayan dipsiz bir kuyuya çekip durmuş. O ise artık bu kuyudan çıkmanın tek yolunu kendini öldürmeyi düşünmekte bulmuş. Ne kadar okursa okusun bu düşünceyi aklından bir türlü atamamış. Aslında Tolstoyun yaşadığı bu dönem, hemen herkesin başına gelen bir dönem. Fakat herkes bu evreden çıkmak için farklı bir yol buluyor, bazılarımız sevdiklerimizi düşünerek hayata sımsıkı sarılırken, bazılarımız çözümü sadece kendini öldürmekte buluyor.
Hayatımı, bu kitabı okumadan önce ve okuduktan sonra olarak ikiye ayırabilirim aslında. Gerçi bu kitabı okuyan çoğu arkadaşımız aynen bu şekilde dile getirir hissettiklerini. Hepimiz bir dönem ölmeyi, her şeye son vermeyi istiyoruz. Fakat bazılarımız kendilerine 'İNANACAK' bir şeyler buluyor, uğruna hayata devam edecek şeyler. İşte bu inanç, bizi hayata bağlayan köprü görevi görüyor. Okumayı düşünenlere şimdiden keyifli okumalar diliyorum :)