Savaş karşıtı görüşleriyle bilinen Zweig 1920 yılında 1.dünya savaşı sonrasında bu kitabı yazmaya başladı. İlk adını firari olarak tasarlasa da sonrasında mecrubiyet adını alan kitap Zweig'in yaşamından da izler taşımaktadır. Kitap Ferdinand adlı ressam karakterimizin askere çağırılması ile başlıyor. Aynı zamanda "özgürlük mü sorumluluk mu" sorusuna da cevap arıyor. Vicdanının sesini dinleyip savaşa katılmak istemeyen ama vatana karşı krndini mecbur hisseden karakterimizin iç dünyasının derinliklerine kadar iniyor, aklından geçenleri anlamaya çalışıyoruz. Vatana duyduğunu sevgi ve karısına duyduğu sevgi arasında bir seçim yapmak zorunda kalan karakterimiz nasıl bir karar verecek ? Savaşa katılmayıp karısının yanında mı kalacak yoksa vatanından gelen çağrıya uyup cepheye mi gidecek ? Vatanın kendisi üstündeki gücü onu savaşa çekmeye yeterli mi ? Dışarıdayken kendini kaçak hisseden birisi ne kadar özgürdür ? Cepheye koşan asker başka bir şansı olsa ne yapar ? Zweig tüm bu soruların cevabını ararken hem bizi düşündürüyor, hem de doğru cevabı birlikte bulmaya çalışıyor. Bu kadar az sayfada bu kadar derinlemesine duyguları işleyebilmesi ise Zweig'in profesyonelliğini ortaya seriyor.