6/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2021 00:00
Fakir bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Marquez, sonrasında hayatının çoğunu dedesi ve anneannesi ile geçirmiştir. Sekiz yaşındayken dedesini kaybetmiş ve anneannesi de görme yetisinin çoğunu kaybetmiştir. Sayısız teyzeleri ile birlikte yaşadığı evde tuhaf kehanetler ve batıl inançlardan oluşan hikayeleri dinleyerek büyür. Eczacılık yapan babası ile annesinin yanına tekrar döndüğünde yatılı okula yerleştirilmiştir. Buradayken mizahi bir takım şiirler ve karikatürler ile vaktini doldurmuştur. 12 yaşındayken burslu olarak kaydolduğu okulda arkadaşlarına garip ve masalsı hikayeler anlatarak dostluklarını kazanıyordu. Ailesinin de isteği ile hukuk bölümüne kaydını yaptırmış ve sonradan bu bölümün onunla uzaktan yakından alakası olmadığını anlamıştır. Bu dönem bir takım sosyalist ve fakir sanatçılardan oluşan bir arkadaş grubu edinerek uzun vakitler geçirmiştir. Fakat Kafka’nın Dönüşüm adlı eserinden oldukça etkilenen Gabriel Garcia Marquez, böylesine bir yeteneğin kendinde de olabileceğinin farkına varıp anneannesinin anlattığı hikayeler ile özdeşleştirdiği bu öykü, aynı sakin anlatım tarzını işliyor. Bundan sonra bulduğu her kitabı okumaya başlayan ve bu sayede kendi anlatım dilini oluşturmaya başlayan Gabriel Garcia Marquez, kısa bir süre sonra ilk öyküsünü tamamlayarak gazetede yayınladı. Bir yandan hukuk okuyan bir yandan da gazetelere yazmaya devam eden yazar ani bir karar ile okulu bıraktı. Kendini tamamen edebiyata vermeye kararlıydı. Hemingway, James Joyce gibi yazarlar okuyarak kendini sürekli tazelemiştir. Venezüella’da diktatörlük rejimine atıfta bulunduğu eseri Albaya Kimseden Mektup Yok o dönem tartışmalara yol açmıştır. İki yıl süresince yazdığı makaleler ile Kolombiya halkının sorunlarını ve çözüm arayışlarını dile getirmiştir. 1958’de Mercedes ile evlenen Gabriel Garcia Marquez, Küba’ya giderek Castro ile dostluk kurmuştur. Komünist parti içindeki bölünmelere dayanamayarak buradan ayrıldı ve Meksiko’ya taşındı. Burada bir takım senaryo çalışmaları yapan Gabriel Garcia Marquez, bu işte başarılı olamadığını anlayınca tekrar romanlar üzerine yoğunlaştı. Bir buçuk yıl boyunca odasına kapanıp en büyük eserini yazmaya koyuldu. Yüzyıllık Yalnızlık adlı eseri 1967 yılında yayınlandığında haftada sekiz bin tane sattı. Her hafta romana yeni baskı yapıldı ve üç yıl sonra yarım milyonluk satışı yakaladı. Dört tane uluslararası ödüle layık görüldü ve yirmiden fazla dile çevrildi. Bunların tamamı o 39 yaşındayken oldu. Bu başarısının ardından büyük bir ün yakaladı ve kalemi elinden hiç mi hiç bırakmadı. Marquez, Yüzyıllık Yalnızlık adlı romanın bir bölümünden esinlenerek yazdığı öykülerini “İyi Kalpli Erendira” adlı kitapta toplar. Bir diğer romanı “Kırmızı Pazartesi”nin konusu, herkesin bildiği ama kimsenin engel olmadığı bir cinayetle ilgilidir. Bu eser, 1981 yılında sinemaya uyarlanır. “Kolera Günlerinde Aşk” adlı eseri de beyaz perdeye uyarlananlar arasındadır. Başkan Babamızın Sonbaharı "Başkan Babamızın Sonbaharı", küçük bir latin amerika ülkesinde kendi zorbalığının kapanına kısılmış bir diktatörün bir ülkeyi nasıl yönettiği anlatılıyor. Korku imparatorluğu, cinayet, birden çok katliam, dalkavukluk, halk açken diktatöre yakın kesimin ve diktatörün aşırı zenginliği, basını susturma ve kendi tekeline alma, tecavüz olan fakat tecavüz sayılmayan cinsel ilişkiler, aşk(?), başkasının malına el koyma gibi konulara değinen bir eser. Romanın karmaşık öyküsü, sözü edilen ülkedeki yaşamın karmaşıklığını sembolize ediyor diye düşündüm. Başkan'la ilgili anılarını anlatanları, yalnızca bir noktalı virgül ayırıyor. Başkanın yaptıkları bir olay örgüsü içinde değil de sürekli mırıldanır gibi durmaksızın anlatılıyor bu nedenle okumayı zorlaştırdı. Yalnızca sevgisiz, zavallı, bunak bir başkanı değil, onu yaratan gerçekdışı düzeni yargılama amacı da güttüğünü görüyoruz.
Edebiyat
Başkan Babamızın SonbaharıGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 20221,408 okunma
·
116 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.