Sevgi Soysal ile tanışma kitabım
Memleketim,Ankara'da geçen bir öğle vakti.
Hayat öyle akıp giderken yıkılmak üzere olan bir kavak ağacının etrafında toplanan ya da oradan geçmekte olan insanların,belki bir omuz çarpmasıyla belki de bir yürek çarpıntısıyla birbirlerine değen hayatları...
Bir öğle vakti öylece oturup etrafınızdaki insanları izlediğiniz oldu mu hiç? Onların dünyalarını merak ettiğiniz...
Su gibi akıp giden satırlarıyla,insan analizleriyle,toplumsal bakış açısıyla ele alınmış bu kitabı ve yazarı çok sevdim.
Doğum günümde hayata veda etmiş olduğunu öğrendiğimde ayrıca üzüldüm
Mustafa Arslantunalı'nın kitabın önsözü olarak yazdıkları ise gerçekten harikaydı. Şöyle diyor:
"Önsözler atlanmak içindir,romanlar değil.Henüz tanışmadığı kişilerin dedikodusundan ne kadar haz alabilir ki insan?"
Romandaki karakterler çok iyiydi.
Mehtap'ın karabasanı, Doğan,Ali ve Olcay üçlüsünün ilişkileri,Aysel'in gerçek anlamda bir kimliğinin olmayışı, başından geçenler ve tabii kapıcı Mevlüt'ün işi ve ailesi arasında sıkışıp kalmışlığı...
Daha birçok karakter ve hayatları sizi derinden etkileyebilir.Bazılarına sinir olurken, bazılarına acıyorsunuz. Çünkü onlar birer roman kahramanı değil,hepimizden biri, gerçek insanlar...
Bana böyle hissettiren yazarın diğer kitaplarını da okumak isterim. Yenişehir'de Bir Öğle VaktiSevgi Soysal