Puan vermedi·76 syf.····Okunma: 04 Ocak 2022 10:03 Hayranlığımdan dolayı bazı arkadaşlarımın telefonlarında Zweig olarak anılmama sebep olan kişi.
Avusturyalı yazar ve muhabir, 28 kasım 1881'de viyana'da doğdu. Neredeyse bütün dünyayı dolaştı. Belçika'dayken 1. Dünya savaşı başladı. Zweig evlendi, ünlendi... Art arda çok başarılı eserler çıkartıyordu. Nitekim bu durum nazilerin hoşuna gitmemişti. Nazilerin, Stefan Zweig'a olan düşmanlığı artıyor, yaktıkları kitaplar arasında Zweig kitaplari ilk sıralarda yer alıyordu. Zamanla bu durum yerini bir tür kovalamacaya bıraktı ve Zweig, ailesini bile geride bırakarak londra'ya kaçtı. Eşinden boşandı ve daha sonra huzur arayışına devam etti. Portekiz'e yolculuk yaparken yanında olan lotte altman ile 2. evliligini yapti ve beraber yolculuklara devam ettiler...
Eserlerini bu kadar başarılı bir betimlemeyle anlatması ilk okuduğum kitabında dikkatimi çekti. Diğer klasikleşmiş aşk hikayesi anlatan yazarlara nazaran kendi içinde yaşadıklarını okura sunma gereksinimi duyuyordu sanki Zweig.
Amok koşucusu, satranç, mecburiyet, kızıl, geçmişe yolculuk, mürebbiye vs. eserleri başta olmak üzere bir çok eserini çok severek okuduğum Avusturyalı yazar. 2. dünya savaşının ruhunda uyandırdığı acıya daha fazla dayanamayarak karısıyla birlikte Brezilya'da intihar etmiştir..
23 şubat 1942 sabahı, Brezilya'da kaldığı evde yatak odasının kapısı, öğleye kadar açılmadı. bu durumdan şüphelenen hizmetçiler polise haber verdiler. yatak odasına giren polisler sırtüstü yatan stefan ile elini onun göğsüne koymuş olan sevgilisi lotte'yi buldular. "veronal" adındaki ilaçtan almışlardı. titizce düzenlenmiş masanın üstünde pulları bile yapıştırılmış olan veda mektupları duruyordu. ayrıca petrópolis valisi'ne hitaben yazılmış "deklarasyon" başlıklı bir mektup vardı:
"kendi isteğimle ve bilinçli olarak hayattan ayrılmadan önce son bir görevi yerine getirmeye kendimi mecbur hissediyorum. bana ve çalışmalarıma böyle iyi ve konuksever şekilde kucak açan harikulade ülke Brezilya'ya içtenlikle teşekkür etmeliyim. Her geçen gün bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim. Benim lisanımın konuşulduğu dünya bana göre mahvolduktan ve manevi yurdum avrupa'nın kendi kendisini yok etmesinden sonra hayatımı yeni baştan kurmayı daha fazla isteyebileceğim bir yer daha yoktu ama hayata 60 yaşından sonra yeni baştan başlamak için özel güçlere ihtiyaç var. Benim gücüm ise uzun yıllar süren yurtsuzluğum sırasında tükendi. Böylece ruhsal çalışması her zaman en büyük sevinci ve bireysel özgürlüğü bu dünyanın en büyük nimeti olan bu hayatı, zamanında ve dimdik sona erdirmek bana daha doğru görünüyor. Bütün dostlarımı selamlarım! umarım uzun gecenin ardından gelecek olan sabah kızıllığını görebilirler! Ben, çok sabırsız olan ben, onların önünden gidiyorum."