Kitapta 5 ayrı hikaye anlatılıyor, zor şartlarda yaşayan insanların hikayeleri.
Ülkenin politik durumu, savaş yılları vs. Ve insanların hayatları ile ilgili almak zorunda oldukları kararları.
Kısa ama derin hikayeler, ben alıntı yapmadım çünkü alıntı yapılacak bir kitap değil bence. Sadece okuyup anlamaya çalışmak yeterli. Keyifli okumalar...
Stefan Zweig insan psikolojisini bu kadar güzel anlatan insan. kitaptaki aylak öyküsü hariç diğer 4 öyküyü (cenevre gölündeki olay,ormanın üzerindeki yıldız,unutulmuş düşler, mürebbiye) yıllar önce okumuştum fakat üstünkörü bir okuma daha yaparak stefan zweig'ın nasıl mükemmel bir yazar olduğunu tekrar tekrar hatırladım hemde hiç unutmadığım halde. Stefan Zweig
Aylak Beş müthiş öykü hepsi birbirinden güzel. Kahramanların yaşadıkları zorlukları, iç hesaplaşmalarını okumuyor adeta yaşıyorsunuz. Stefan Zweıg kısacık sayfalara onca duyguyu nasıl sığdırabiliyor şaşırmamak mümkün değil.
Hüznü, çaresizliği,çıkmazları yüreğinizde hissedeceksiniz. Mutlaka okunması gereken müthiş bir eser.
Yazarın da hayatına intihar ederek son verdiği düşünüldüğünde; intiharla sonuçlanan 5 öykü daha dramatik hale geliyor. Yazarın yarattığı karakterlerin yaşadığı düş kırıklıklarının, çaresizliklerinin, incinmişliklerinin aslında tam da yazarın hisleri olduğu gerçeği... Kurgu değil gerçeğin ta kendisi olması hissi beni çok etkiledi...
Hayatın zorluklarına karşı verilen mücadelelerin anlatıldığı 5 farklı öykü.
Stefan Zweig sevmemin sebeplerinden biri de kısacık öykülerine dünyaları sığdırıyor olması.
Çaresizliğin insana neler yaptırabileceğinin üzerinde durulmuş.
Aylak adlı öyküsünde bir çocuğun öğretmenini ve arkadaşlarını sevmediği için git gide aylak bir kişiye dönüşünü anlatılıyor.
Cenevre gölündeki olay Rusya'da çıkan savaşta eşini ve çocuklarını Rusya'da bırakarak, dilini hiç bilmediği Fransa'ya yüzerek çıkıyor.Sonrasında Rusça bilen bir otel sahibi sayesinde yaşadıklarını anlatıyor. Eşini ve çocuklarını daha fazla bırakmayacağını düşünerek Cenevre gölüne kendini bırakıyor ama sabah ölü halde bulunuyor.
Unutulmuş düşler fakir bir kadının sevdiği birinden ayrılarak sırf zengin diye başka bir adamla evlenmesi anlatılıyor. Sonrasında sevdiği adam kadını buluyor ve konuşmaya gidiyor.
Ormanın üzerindeki yıldız fakir bir adamın zengin bir kadını sevip kavuşamayacağını anladığında kadının bineceği trenin raylarına atlayarak intihar etmesini anlatıyor.
Mürebbiye öyküsünde, bir kadın mürebbiye olarak çalıştığı evde iki kız çocuğuna bakıyor. Bir süre sonra cocuklar mürebbiyenin çok üzüldüğünü fark ediyor. Sebebiyse aşık olduğu adamdan hamile kalması ve adamın aşkına karşılık vermemesidir. Bu durumu öğrenen anneleri mürebbiyenin işine son veriyor. Çocuklar hem çok sevdikleri mürebbiyelerini göremeyecekleri için hem de bir daha onun gibi bir mürebbiyenin gelmeyeceğini bildikleri ve yalnız kalacaklarını düşündükleri için çok üzülüyorlar.
Yine çok keyif alarak okudum. İyi ki Zweıg'la tanışmışım. Muazzam bir yazar. Betimlemeleri ve psikolojik tahlilleri insana, nasıl bu kadar güzel ifade edebiliyor? Sorusunu akıllara getiriyor.
Birbirinden farklı hikayeler hem farklı hüzünlere dokunmaya hem de farklı yerlerdeki hayatları görmeye bir fırsat tanıyacak. Kısa öykülerden oluşan bu kitap, okumadan geçilmeyecek kadar etkileyici.
Selamlar sevgili okur dostlarım :)
Birbirinden bağımsız bu beş öyküde, hayatın zorluklarıyla yüz yüze gelen kahramanların yaşadıkları hesaplaşmalar,girdikleri çıkmazlar, geçirdikleri dönüşümler, bazen de kapanmayan defterler yer almaktadır. Kimi zaman tek bir insan kimi zaman da ülkenin politik durumu, hayatlarındaki belki en zor ve en önemli kararları almalarına sebep olacaktır.
Hayatlarının dönüm noktalarında ödeyecekleri bedellerden korkmadan birbirinden cesur adımlar atan karakterlerin sarsıcı öyküleri bu derlemede sizleri bekliyor. Farklı problemlerin arasında gidip gelen hayatlarla birlikte çaresizliği ve hüznü hissedecek, yüreklere dokunan sessiz feryatlara tanık olacaksınız.
Yine çok keyif alarak okudum. İyi ki Zweıg'la tanışmışım. Muazzam bir yazar. Betimlemeleri ve psikolojik tahlilleri insana, nasıl bu kadar güzel ifade edebiliyor? Sorusunu akıllara getiriyor. Çaresiz, karamsar insanların talihsiz hayatlarına eğişlerini anlatan, iz bırakan öyküler. Beni en çok etkileyen 5.öykü olan mürebbiye oldu hüzün bu kadar güzel kaleme dökülürdü.
Keyifli okumalar, kitapla kalın :)
#kitapyorumum
Kitabın Adı: Aylak
Yazarın Adı: Stefan Zweig
Yayınevi: İndigo Kitap
Sayfa Sayısı: 52
Yazarın Novella tarzındaki kitaplarını severek okuyorum.
Bu kitabında da 4 öykü bulunmaktadır.
Bu öykülerdeki kahramanlarımız hayatın zorluklarıyla yüz yüze geliyor ve hayatla hesaplaşmaları anlatılıyor.
Kimi zaman bir kişi kimi zaman da ülkenin politik durumu kahramanlarımızın önemli kararlar almasına neden olmaktadır.
Farklı hayatlar ve mücadeleleri bizlerle buluşturan yazar, hüznü ve çaresizliği yüreğimizde hissetmemizi sağlayarak feryatlarına tanıklık etmemizi sağlıyor.
Bu tarz seven bütün kitap severlere öneririm..
Kitapla kalın…
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.