Freud - Mutluluğun Mimarı

·
Okunma
·
Beğeni
·
4788
Gösterim
Adı:
Freud - Mutluluğun Mimarı
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052060025
Çeviri:
Mine Bali
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitap
Zweig, Mutluluğun Mimarı’nda, Freud’un öğrencilik yıllarından başlayarak önce bütün Avrupa’da daha sonra ise tüm dünyada geniş yankı uyandıran çalışmalarının izini sürüyor. Freud öncesi Avrupa’nın âdeta fotoğrafını çekerek ruhsal yönden “hasta bir Avrupa” portresi ortaya koyuyor ve Freud’un, “devrim” olarak nitelediği çalışmalarıyla bu hasta ruhları özgürleştiğini savunuyor. Zweig, Freud’un çıkış noktasına dikkat çekerken bir yandan da bu genç hekimin bilinçdışı dünya, rüyaların yorumu, psikanaliz ve cinsellikle ilgili çalışmalarının yarattığı etkiyi inceliyor. Mutluluğun Mimarı iki büyük ismi tek kitapta buluşturan ve roman tadında okunan eşsiz bir kitap…



“İnsan, Zweig’ın eserlerini övmeye nereden başlayacağını bilemiyor.”

─ Ali Smith

“Zweig, betimlediği hayatı çok iyi kavrayan ve olağanüstü çözümleme yetenekleri olan bir yazar.”

─ The New York Review of Books

“Zweig’ın metinleri, insanlara duyduğu sevginin kanıtı gibidir.”

─ London Review of Books

“Zweig, bütün yazarlar arasında en yetişkinidir; medeni, görgülü ama asla bezgin veya alaycı değil. Zweig, her şeye rağmen empatinin mümkün −gerekli− olduğuna inanan bir realist.”

─ Independent

(Tanıtım Bülteninden)
180 syf.
·2 günde·8/10
Mutluluğun Mimarı 19. yy'ın ahlaki çözümlemesi ile başlıyor. "Yüzyıl Değişirken İçinde Bulunduğumuz Durum" başlıklı bölümde, Freud'un o yüzyıldaki ahlaki görüşte yarattığı sarsıntı anlatılıyor.

"Karakter Tasviri" bölümünde Freud'un kişisel özellikleri ile ilgili bilgileri okumakla beraber aslında nasıl ve neden bir dahi olduğu ile ilgili çözümlemeleri okuyoruz diyebilirim.

"Çıkış Noktası" bölümünde Freud'un eğitim ve iş hayatına, bu hayata etki eden bazı insanlara yer veriliyor: Brücke, Meynert, Charcot ve Dr. Josef Breuer(Yanlış hatırlamıyorsam "Nietzsche Ağladığında kitabının da kahramanlarından biridir). Yalnız bu insanlardan çok kısa bahsederken odak noktası yine Freud ve bu insanların Freud üzerindeki etkilerinden söz ediliyor.

"Bilinçdışı Dünya" bölümünde Freud öncesi bilinçdışı kavramının yeri ve Freud ile birlikte bilinçdışının literatürde kazandığı yer, kapsam ve anlam anlatılıyor.

"Rüyaların Yorumu" bölümünde Freud'un bilinçdışını anlama yolunda geçtiği aşamaları, kullandığı teknikleri anlatıyor: Hipnoz, Dil Sürçmeleri ve Rüyaların Yorumu.

"Psikanaliz Tekniği" bölümünde ise psikanalizin amacı, izlediği yöntem ve değeri anlatılıyor.

"Cinsel Yaşam" bölümünde ise libido ve ölüm dürtüsünün psikanalizdeki yeri anlatılıyor. Ancak ağırlıklı olarak libidoya değiniliyor.

"Günbatımında Enginliğe Uzanan Bakış" bölümünde ise Freud'un yetmiş yaşından sonra yöneldiği toplumu anlamaya yönelik çalışmalara, topluma bakışına ve psikanalizin bu konudaki eksikliklerine değiniyor.

"Devrinde Gördüğü Saygı" bölümünde ise Freud'un önemine ve değerine değiniliyor.

Kitabı değerlendirecek olursam en sevdiğim bölümler başlarda yer alan ve Freud ile ilgili özel bilgiler içeren bölümler oldu. Ancak ilerledikçe okuma tempom ve motivasyonum düştü diyebilirim. Psikanalize aşina olmamdan mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama ilerledikçe kuramsal bilgilerden bahsetmesi okuma hevesimi köreltti diyebilirim.

Kuramsal bilgilere, psikanalize girmeden bir Freud portresi çizmek mümkün olur muydu?, sorusu kitabı bitirince ister istemez sorduğum bir soru oldu. Freud söz konusu olunca psikanalize değinmemek pek mümkün değil. Ancak ben yine de Freud'un kişisel yönlerini anlatan, daha az kuramsal bilgi veren bir kitabı okumayı tercih ederdim.

Kitapla ilgili dikkatimi çeken ilginç bir nokta var: Yazılanlardan anladığımız kadarıyla kitabın yazıldığı dönem Freud daha hayatta: "... günümüzde, Freud'un yetmiş beş yaşında olduğu şu sıralarda..."(syf. 28). Bu cümleyi okuyunca acaba kitabı okumuş mudur, diye ister istemez merak ettim doğrusu.

Son olarak Freud'un vakaları ile görüşmeleri sırasında not almaması, günde 11'e kadar çıkan vakalar ile çalışması gerçekten hayranlık ve dehşet hissini beraber uyandırıyor. Bunun gibi bilgileri içeren, Freud'un kişisel özelliklerinin daha fazla anlatıldığı bir kitap okumayı tercih ederdim. Yine de güzeldi. Kuramsal bilgileri tazelemiş olduk:)

Keyifli okumalar dilerim.
180 syf.
·10/10
Sigmund Freud kendi yazılarıyla ya da yazdığı kitaplarla bu şekilde anlatılamaz ve anlaşılamazdı bence..
Kendisi kendi kitabından ve kendi dilinden belki dışarıdan nasıl göründüğünü bilmediği için, belki de ayrıntıya indiği için belki bir parça da dilinden dolayı anlaşılması zor bir insan. Ve o yüzden insanlar tarafından sapık ve kafayı cinsellik ile bozmuş bir adam olarak görülüyor ve alanı dışındaki insanlara da bu şekilde yansıtılıyor.
Bu açıdan Stefan Zweig, yaptığı benzetmeler ve sembolleştirmelerle onu çok güzel anlatmış kesinlikle Freud hakkında okuduğum en güzel kitap diyebilirim..
180 syf.
·3 günde·10/10
Doğrusu ben tam bir biyografi sanmıştım bu kitabı ancak Stefan Zweig Freud'un sadece tüm meslek hayatını bölümlere ayırıp keşiflerinin içeriğine de değinerek çok güzel anlatmış diyebilirim. Özellikle Freud okumak isteyenlerin bodoslama atlamadan önce böyle bir kitapla genel bir bakış kazanması yararlı olabilir zira ben de evde duran ve okumaya ne cesaret ne de fırsat bulamadığım Freud kitaplarına daha yakın hissettim kendimi. Ama kitap tek başına bir genel kültür olarak dahi okunabilir. Gayet akıcı ve merak uyandırıcı. Çok beğendim. Bu tarz kitapları bulup birbirimize de tavsiye ederek okumayı arttırmalıyız. Yolumuza ışık tutan aynı zamanda bilgimizi arttıran kitaplar bunlar. Ilber Ortaylı, Stefan Zweig'ın biyografi kitaplarını tavsiye ettiğinden beri aklımdaydı okumak şimdilik Montaigne ve Freud u aldım sadece. Bundan sonraki her kitap alışverişimde Zweig olsun olmasın bir önemli biyografi kitabı mutlaka eklemeyi düşünüyorum. Herkese de tavsiye ediyorum. Güzel ve önemli şeyler yapmış insanların dünya görüşünden yararlanmalıyız. Freud un mizacından, inadından, doğruyu dosdoğru hiçbir kıyafet giydirmeden söyleyişinden çok etkilendim. Psikanaliz özellikle ilgimi çekti. Ayrıca hipnoz yöntemini verimsiz bulup vazgeçmiş olması da oldukça garip bir bilgiydi. Ömrünün son zamanlarında toplum psikolojisine de merak salmış ancak bu konuda gerekli bilimsel veriyi toplayacak ya da sunacak zamanı olmadığının kendisi de farkındaymış. Freud doktorluktan da pek haz etmiyormuş aslında. Zorla ve mecburen direkt insan ilişkilerine yönelmenin bir yolu olmadığından okumuş. Ve eğitim almanın iyi bir psikolog olmakla alakası olmadığını da düşünüyormuş. Ve daha birsürü şey... Okuyunuz :).
180 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Zweıg gerçekten her kitapta kendisine hayran bırakıyor. Hiç görmediğim, fikirleriyle tanıdığım bir insanı kanlı canlı önüme koydu. Her yönüyle anlattı. Freud'un ruhumuza katkısını asla unutamayız. Döneme göre fazlaca cesaretli bir adamdı ve bu yüzden adı hep güzel anılacak. Elbette bütünüyle katılamam zweıg'ın fikirlerine. Zaman zaman çok fazla övgü hissettim. Fakat bir yandan Stefan öyle bir yazar ki benim için o ne derse kesin doğruluk payı az da olsa inanırım gibi geliyor. Kitabın adında da dediği gibi mutluluğun mimarı olan Freud hakkında bilgi edinmek için harika bir kitap. Sevdiğiniz bir yazarsa daha da keyifle okuyorsunuz.
180 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
"İnsan mutlu olmak ister; bu yüzden berbat haldedir."

Zweig'in her kitabını bayıla bayıla okuyan biri olarak, Freud kitabını görünce tereddütsüz aldım. Başkası yazsa bunu eminim çok sıkıcı olurdu fakat Zweig beni tabii ki yine yanıltmadı. Freud'u da çok sevince kitap tadından yenmedi gerçekten. :) Abartısız her sayfada en az bir cümlenin altını çizdim, hatta bazen bütün sayfayı çizdiğim yerler oldu. Psikoloji, PDR alanında olanlar ya da bu alana ilgi duyanlar mutlaka okumalı gerçekten, Freud'u tanımak açısından müthiş bir kitap. Okuyanlar eminim bir sefer okumakla kalmayıp, tekrar tekrar okuyacaktır.
180 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bu ara arka arkaya okumaktan çok büyük zevk aldığım kitaplara denk geliyorum ve okuma adına motivasyonum kat kat artmış durumda. O yüzden bu kitabı da çok büyük istekle tavsiye etmeye geldim. Kitap gördüğünüz üzere Stefan Zweig'ın dilinden Freud ve Freud'un çalışmaları üzerine. Farkediliyor ki Zweig Freud'a büyük bir hayranlık besliyor ve bu çalışmaları büyük bir özveriyle bize sunuyor. Freud'un çalışmaları Zweig'ın kaleminde daha bir çekici hale geliyor. O kadar güzel benzetmeler ve o kadar sahici betimlemeleri var ki Zweig tekrar kaleminin gücünü gösteriyor bu kitapta da. Sigmund Freud döneminde nasıl karşılandı ve ne tür zorluklarla karşılaştı bundan bahsedilerek başlayan kitap bilinçaltına inme serüveni Freud'un terapi anıları ve ilk defa karşılaştığı vakalar, nevrotik hadiseler, rüyaların yorumu ve bilinç ötesi vs vs bir sürü konuya değiniyor. Kitap yazıldığı zaman Freud hayattaymış. Zweig Freud'un bu dönemlerini de bize aktarıyor. Yaşlandıkça ve durgunlaştıkca psikolojideki çalışmaları ne boyut kazanıyor gibi eklemeler de var. İkisine hayranım. Büyük keyifle okudum. Freud'u tanımak için başlangıç kitabı olabilecegine inanıyorum. Bence hemen listenize ekleyin ve bir an önce okumaya başlayın derim. Fiyati da gayet makul. Keyifli okumalarr
180 syf.
·Beğendi
Freud konusunda hala bir uzlaşmaya varılabilmiş değil. Ya tamamen karşı çıkıyor ya tüm benliğiyle savunuyor insanlar. Bu kitap bence bu çatışmaların dışında kalıyor. Freud'un ortaya attığı görüşlerdeki yanlış anlamaları da giderme amacıyla verdiği bilgiler bir yana, Freudla ilgili yıllardır yaptığım okumaların, aldığım derslerin eksik bıraktığı bir kısmı tamamladı: Freud nasıl bir insandı? Çıkışını tam olarak nasıl bir ortam yaptı? Neden bu kadar tepki çekti? Bazı konularda neden çok ısrarcıydı? Bunları öğrenince gösterilen tepkileri de Freud'un bazı görüşlerinde neden direttiğini de daha iyi anlamak mümkün. Üstelik Zweig genelde tek solukta okunan hikayeleriyle bilindiği için onun kaleminden böyle farklı tarzda bir eser okumak da oldukça tatlı. Psikolojiyle biraz ilgisi olan herkese tavsiye edebilirim.
180 syf.
·Puan vermedi
merhabalar.en başta belirtmem gerekirse gayet akıcı ağızda hoş bir tat bırakan ılık bir sonbahar esintisi gibi bir kitapcağız..freud diyince akan sular durur diyenlerdenim ben de.bu alanın uzmanı olmadığım için detay veremem ama her insanın ortalama edindiği bilgiler eşliğinde biraz öz eleştiri yapar ve tabuları yıkabilirsek aslında her şeyin ne kadar açık olduğunu göreceğiz.kitapta freud zweig ın gözünden anlatılmış.ve bu durum ilk kez ben de freud un daha insansı somut bir şekilde gözümde canlanmasını sağladı.yer yer anlatılanlardan yola çıktığımda freud u yoğun hislerden oluşan mekanik bir kişilik olarak algıladım.kitapta bazı hoşuma giden yerlere değinmek istiyorum.insanların gerçekten ahlaklı olmasından ziyada kamuya açık alanlarda ahlaklıymış gibi davranmalarının önemli olduğundan bahsedilmiş.insanoğlunun yok etmen yöntemi sanırım bu : bir şeyler olduğu gibi gösterilip söylenmeyince ya da zıddı yapılması.ya gerçeklerle yüzleşmek zor.ya da ifade yeteneğimiz yok ya da uğraşmak istemeyiz bla bla..bir de rüya yorumunu beğendim duyguların vanasının açık kalması diye tanımlamış.benim vanalar bozuk sanırım bunu fark ettim :Dve sanırım en önemlisi de insanlar mutluluğu bir amaç haline getirmese yaşananların organikliğini bozmadan sadece istedikleri için yaşamış olsa ve zamanın maya etkisiyle de fark etmeden aslında mutlu olmuş olduğunu fark etse sanırım bu ruhsal ıkınma süreci kendini daha normale salıverecek.duygulara ulaşmaya çalışmaktan ziyade yaşamaya odaklansak duyguların duygusuna zarar da vermemiş oluruz diye düşünüyorum..
176 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Freud'u Stefan Zweig tarafından eşsiz bir şekilde, her detayını inceleyerek anlatan bu kitap; psikoloji ile ilgilenen, merakı olan veya olmayan herkesin okuması gereken bir kitap. Çünkü içinde sadece psikolojiyi irdelemekle kalmıyor, her insanı ilgilendiren insani ve hayatı anlamaya yönelik bilgilerde barındırıyor. Alıntılarımada eklediğim gibi insan kendini tanımalıdır. Bu da ancak insan psikolojisini anlamakla olur. Ve ancak insan kendisini anlayabilirse tüm insanlığı anlayabilir. Anlaşılmaya ihtiyaç duyuyorsak belki önce kendi kendimi anlamamız gerekiyordur? Bilmem olabilir. Mutlaka okunmalı...
180 syf.
·2 günde
Kitabı okurken heyecanlanmaktan kalbimin atışı hızlandı. Stefan Zweig'in mı , Freud'un mu yoksa çevirmen Mine Bali'nin mi hüneri bunun ayrımını yapamasam da en çok Freud'a olan ilgim arttı. Toplumların baskısına karşı böyle kendini açıklayabilmek, daha evvelki değerleri yıkacak savlarını sunmak, sorundan kaçmak yerine sorunu irdelemek cesareti kesinlikle takdir edilesi. Freud'un her hafta öğrencileriyle buluşup fikir alışverişi yapıyor oluşu, düşünmeden geçen tek bir saatin olmayışı, gün boyu kalem kağıtsız bir çok insanla psikanaliz yapışı, bütün ömrü boyunca nerdeyse hiç başağrısı veya yorgunluk çekmemesi beni açıkça şaşırttı. Freud; uçlarda gezinen insan ruhu gözlemleyicisi. Zweig yarım hakikatlerin Freud'un gözünde değersiz olduğunu yazmış. Freud bir itirafında gençken hekimliğe sempati beslemediğini hatta sonrasında bile beslemediğini, onu harekete geçirenin, sıfatlardan çok öğrenme tutkusu olduğunu ve bu tutkunun bilimlere değil insani ilişkiler üzerine olduğunu söylemiş. Sırf bu yüzden bile Freud ile aramda büyük bir benzerlik gördüm. Freud'un bu konuda bir sıkıntısı vardı. Onun ilgilendiği konular henüz bir bilim dalı değildi ve Viyana tıp fakültesinde eğitimi verilmiyordu. Kendi ilgi alanında tutkuyla araştırmalar yapıyor tıp fakültesini sınavlarını da görev icabı ( kayıtsız bir şekilde ) geçiyor.
Bir hekim olarak risksiz bir biçimde tedaviler yapabilecekken, içini dinleyerek derinlere inmeye cüret ediyor. Hipnoz yönteminden de etkilenen freud kendi yöntemini yaratıyor:psikanaliz. Şu sorular ona yol soruyor: Duygular bastırılabildiğine göre, onalrı bastıran kim oluyor? En önemlisi bastırıldıklarında nereye itiliyorlar? Zihinsel güçler hangi prensiplere göre bedensel güçlere etki etmeye başlıyor? İşte bu yol bilinçaltına çıkıyor.

Sözün özü ku kitap benim gibi Freud ile yeni tanışanlar için dopdolu bir kitap. Bir çırpıda okudum ve defalarca da okurum çünkü çevirmenin dili o kadar güzel ki hayran kaldım. Rüyalar, cinsel yaşam, bilinçaltı ve freudun karakteri gibi bölümleri var ve okunmaya değer.
180 syf.
·Puan vermedi
inceleyecek pek bir yanı yok, okunmalı, bir de freud kardeşim adamın hasıdır, sadece okurken fazla yorulduğumu hissettim, sindire sindire okunulması gereken bir kitap, bu arada freud kardeşim gözlerinden öpüyorum
180 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Freud un öğrencisi Zweig tarafından kaleme alınan bu eserin ilk 50 sayfasında Zweig in usta kalemiyle Freud un kişiliği, fiziği, yaşam tarzı, ideolojisi vs. Son derece detaylı, bir divan şairinin sevdiğini anlatır gibi, titiz bir şekilde anlatılmıştır.
Genel hatlarıyla freudun hayatı ve psikolojiye katmış olduğu teknikleri ve bilgileri anlatıyor. Lakin freudun genel olarak çarpıcı fikirleri olsada katılmadığım baktığım zaman havada kalan saçma fikirleri mevcut şöyle ki; kısaca cinselligi öyle bir merkeze koyuyor ki bebeklerin emdiği her şeyi cinsellik dürtüsü doğrultusunda yaptığını söylüyor yani cinsellik dürtüsünü bebeklikten başladığı belirtiyor son derece iğrenç umarım bunun üzerine bir deney yapmaya yeltenmemiştir!!! Bir iğrençlikte, çocukluktan gelen anne sevgisi, baba nefretinden bahsediyor ve bunun sebebini cinselliğe bağlıyor, yani anneyi babadan kıskanma vs vs. Yani cinsellik konusunda adeta çuvallıyor sanıyorum ahlak kavramı kafasında çok başka yerlerde daha detaylı okumak lazım.
İnsan kendi benliğini, kendi kişiliğini daha önce hiç, dünyevi yaşamın giderek monotonlaştığı bu yüzyılda olduğu kadar merak etmemiştir. Keza teknoloji çağı kendi insanını gittikçe tek tipleştirirken, özgün kişiliğini de elinden alarak renksiz bir tür haline getiriyor. Aynı gelir sınıflarına taksim edilen, tek tip konutlarda yaşayan, tek tip giysiler giyen, aynı makinelerde aynı iş saatlerinde çalışan ve sonrasında tek tip eğlence şekillerine sığınan, aynı radyonun başına geçen, aynı plağı dinleyen ve aynı sporla uğraşan herkes; dehşet verici bir biçimde birbirine benzemeye başlıyor.

Şehirlerin tek tip haline gelmiş sokakları albenilerini git gide kaybederken uluslar, halklar homojenleşiyor. Ortaya çıkan bütün farklılıklar rasyonalizasyonun dehşet verici eritme potasında kaynaşıp yok oluyor. Dış görünüşümüz baştan aşağı aynı tipe çevrildikçe ve insanlar, kendilerini düzineler halinde, üstelik de seri biçimde kitle fizyonomisinde örgütledikçe; varlık şekilleri giderek genişleyen bir kişiliksizleştirme sürecinin tam ortasında buluyorlar kendilerini. Her bir bireyin dışarıdan ulaşılması ve etki altına alınması olanaksız olan deneyim katmanı da tam bu yüzden daha da önem kazanıyor: Eşsiz ve kopyalanması imkansız olan kişiliği.
Düşünceler hem onaydan hem de itirazdan beslenir; bir eser, sevgi kadar nefret de doğurabilir. Bir fikrin hayata geçirilmiş olması, zaferin işaretidir.
Freud'un özel hayatı, öyle mütevazı ve karmaşadan uzak geçiyor ki insan nerdeyse onun bir özel hayatının olmadığını söyleyecek duruma geliyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Freud - Mutluluğun Mimarı
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
180
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052060025
Çeviri:
Mine Bali
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitap
Zweig, Mutluluğun Mimarı’nda, Freud’un öğrencilik yıllarından başlayarak önce bütün Avrupa’da daha sonra ise tüm dünyada geniş yankı uyandıran çalışmalarının izini sürüyor. Freud öncesi Avrupa’nın âdeta fotoğrafını çekerek ruhsal yönden “hasta bir Avrupa” portresi ortaya koyuyor ve Freud’un, “devrim” olarak nitelediği çalışmalarıyla bu hasta ruhları özgürleştiğini savunuyor. Zweig, Freud’un çıkış noktasına dikkat çekerken bir yandan da bu genç hekimin bilinçdışı dünya, rüyaların yorumu, psikanaliz ve cinsellikle ilgili çalışmalarının yarattığı etkiyi inceliyor. Mutluluğun Mimarı iki büyük ismi tek kitapta buluşturan ve roman tadında okunan eşsiz bir kitap…



“İnsan, Zweig’ın eserlerini övmeye nereden başlayacağını bilemiyor.”

─ Ali Smith

“Zweig, betimlediği hayatı çok iyi kavrayan ve olağanüstü çözümleme yetenekleri olan bir yazar.”

─ The New York Review of Books

“Zweig’ın metinleri, insanlara duyduğu sevginin kanıtı gibidir.”

─ London Review of Books

“Zweig, bütün yazarlar arasında en yetişkinidir; medeni, görgülü ama asla bezgin veya alaycı değil. Zweig, her şeye rağmen empatinin mümkün −gerekli− olduğuna inanan bir realist.”

─ Independent

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 591 okur

  • Erhan Nûjiyan
  • Nurullah Moral
  • Narin
  • Hamdi Uçurum
  • benimkitaptutkum
  • Xemrevînok
  • Emin Can
  • Hebun çakıl
  • Musab Tuğrul
  • Simay KARADAL

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%13.6
14-17 Yaş
%13.6
18-24 Yaş
%27.3
25-34 Yaş
%27.3
35-44 Yaş
%13.6
45-54 Yaş
%4.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.9
Erkek
%49.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.7 (48)
9
%25.3 (49)
8
%29.9 (58)
7
%12.9 (25)
6
%4.1 (8)
5
%2.1 (4)
4
%0.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0.5 (1)