Kitap üzerine konuşan bir hoca Engin’in göncüler(gön-deri) arastasına geldiği sahne için şöyle demişti ‘insan deri değiştirecekse, bunu ancak çocukluğuna dönerek yapabiliyor’. Okuduğumda şunu hissettim, bu aslında baştan sona Süheylâ ve Engin’in birbirine sevdasının vesile olduğu bir deri değiştirme hikayesi. Süheylâ Engin’i saf haliyle sevmişti, yokluğu bilen haliyle ama Engin değişti, başkalaştı, uzaklaştı; dışı zenginleştikçe kalbi yoksullaştı.
Süheylâ’ya mânâyı bulduran, kalbine döndüren Engin’in yokluğu oldu ve o da değişti, başkalaştı. Zaman sonra Engin, Süheylâ’nın reddi ile içindeki masumiyeti sorgulayarak, başladığı yere ‘harama batmamış belde’ye döndü. Kitap bir solukluk:) Benim en sevdiğim Mustafa Kutlu kitabı oldu, keyifli okumalar.