"Sürükleyici, kısa, etkileyici, çok da ağır dili olmayan, hatta okumuyormuş gibi hissedeceğim ama keyif alacağım, hatta ve hatta beynimi gram yormayacağım kitaplar önerseniz...." diyenlere taze taze bir kitap önerisi ve yorumu geldi. Sitem ederek başlayalım bu post'a :)
Sizlere Steinbeck'i anlatmayacağım, kitaplarla haşır neşir olan her okurun kendisine yolu düşmüştür sanırım. Dostoyevski'i anlatmak gibi olur bu. Gazap Üzümleri, Cennetin Doğuşu, Fareler ve İnsanlar, İnci... Birinden birini okumuşsunuzdur ya da hemen okuyun. 15 yaşını geçmiş her okura öneririm. Yukarda ironik bir şekilde söylediğim gibi, İnci kitabı okurun aklını hiç yormayan ama kalbine dokunan bir kitap. Kızılderili kari-koca-bebekten oluşan karakterlerimizin yoksulluğu, cahilliği, korkuları anlatılıyor bize. Beyazların hegomanyasi altında ezilen ve açlık hastalık yoksulluk ile yoğrulan bu insanlardan biri, baş karakterimiz Kino dünyanın biricik incisini denizin derinliklerinde buluyor ve böylece umudun türküsü duyulmaya başlıyor kulaklarda. Zenginlik, rahat ve sağlıklı yaşam, evlilik, eğitim düşleyen ve bu düşleri kurmalarını sağlayan inciyi elde eden Kino nelerle karşılaşır bir bilseniz... Bulduğu kocaman inci için tüm yüzler ona güler, kapısından giremediği doktorlar onun ayağına gelir, ikiyüzlü satıcılar onu dolandırmak için birlik olurlar ve daha neler... Umudun türküsü savaşın ve kötülüğün türküsüne dönüşür. Umutlarla başlayan hikaye gerilim, korku ve savaş ile son bulur.
Steinbeck'in dramatik kurgularından biri İnci, okuru vicdanından/kalbinden vuruyor sonra uzaktan izliyor sanki. Fareler ve İnsanlar kitabı ile içime işleyen kalemi bu sefer de İnci ile vurdu beni. Çok başarılı, kısa ve öz. Okuyun.