Gönderi

Türkiye siyasetinin jargonu
9/10
·255 syf.··
2022 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2022 12:41
Yaşımın genç (28) olması sebebiyle Türkiye siyasetinde bulunan klişe/kült/mutat/muayyen söylemlere pek hakim değilim. Okumuş olduğum bu kitap vasıtasıyla Cumhuriyetin kurulduğu yıllardan başlayarak doksanlı yılların sonuna kadar yer alan süreçte toplum nezdinde karşılık bulan ifadelerin arasında âdeta bir gezintiye çıktım. Ve Türkiye siyasetinde yer eden kavramları ve başlıkları genel hatlarıyla öğrenmiş oldum. Türk siyasetinde iz bırakan aktörlerin sarf etmiş olduğu sözleri okuyunca siyasi kültürümüzün inşa edilişini, gelişimini ve yaşamış olduğu kısır döngüyü berrak bir şekilde gözlemleyebiliryorsunuz. Kitap içerisinde dikkatimi çeken bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum: *Bütçe Tamam Ordu'ya Selam(1956-1971); Milli Savunma Bakanlığı bütçesinin görüşülüp kabul edilmesinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Türk Silahlı kuvvetlerine güven, şükran, sevgi ve selamlarını ulaştırılmasına dair karar alması yolundaki gelenek "bütçe tamam orduya selam" olarak bilinir. Kısaca ordu'nun gölgesinde siyaset yapmaya çalışan politikacıların güçlü olana yaranmaya çalışma çabaları diyebilirim. *Devrim Otomobili; 1961 yılında devlet başkanı Cemal Gürsel'in isteği üzerine yapılan ilk Türk Otomobilidir. Üretilen "Devrim" isimli otomobil Türkiye Büyük Millet Meclisi binası önündeki törenle Gürsel'e sunuldu. Ancak "Devrim" birkaç yüz metre ilerledikten sonra durdu. Sinirlenerek otomobilden inen Gürsel'in söyledikleri gündelik konuşmalarda yıllarca yinelendi. "Batı kafasıyla otomobil yaparız, şark kafasıyla benzin koymayı unuturuz." *Kimseye Verecek Bir Avuç...; Türkiye'nin topraklarında birçok devletin gözü olduğu düşüncesi ve Türkiye'nin bölüneceği endişesi cumhuriyet tarihi boyunca hemen her dönemde varlığını sürdürdü. Sovyetlerin, Doğu Anadolu'yu İlhak edeceğinden, Yunanistan'ın megalo - İdea uzantısında, İstanbul'u ele geçirmeye çalışacağından, Türkiye topraklarında Ermeni ve Kürt devletleri kurulacağından, Suriye'nin ilk fırsatta hatayı geri almayı deneyeceğinden endişe duyuldu ya da bu yolla gündem değiştirildi. Bu sözler özellikle Tansu Çiller tarafından çok tutuldu. *Pulliam Davaları; 1952-60 yıllarında gazete ve dergilerin kapatılması, gazetecilerin hapsedilmesi ile sonuçlanan bir dizi dava "Pulliam Davaları" olarak bilinir. Türkiye siyaseti dünden bugüne basını domine etme adına hukuki mekanizmaları mütemadiyen efektif bir aygıt olarak kullanmıştır. *Tabutluk; İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Sansaryan Han'daki eski binasında bulunan özel işkence yerlerine verilen ad. Burayı 1940'lı yıllarda ziyaret etmiş tanıkların anlatımına göre Emniyet Müdürlüğü'ndeki iki tabutluk en üst katta Siyasi şube nezarethane kapısının karşısındadır. Bunlar 40 - 50 cm uzunluk ve genişliğinde iki buçuk metre yükseklikte penceresiz beton oyuklarıdır. Burada sanıklar bileklerine geçirilen zincirlerle havada sallandırılır ve hemen başlarının üstündeki ampullerle çok güçlü bir ışığa ve ısıya maruz bırakılırlardı. *147'liler; Ekim 1960'ta Milli Birlik komitesi tarafından üniversitelerden uzaklaştırılan ve geri dönmeleri yasaklanan öğretim üyeleri. 147'ler hakkında sonradan "Evet kantarın topuzunu biraz fazla kaçırdık ama onlar birbirlerini ihbar ettiler diyen Milli Birlik Komite üyesi Orhan Erkanlı, isimlerin nasıl belirlendiğini şöyle anlatıyor; ' her türlü kanaat ve inanışa taarruz ediyorduk. Solcusunuda sağcısını da atıyorduk. Doğum yeri şark da olanı Kürtçü diye, namaza gideni softa diye, kitapsızı kitapsız diye, Kitaplıyı hırsız diye, talebeye ciddi davrananı sert diye, samimi hareket edeni laûbali diye damgalıyorduk. Solcu, sağcı, mason, Kürtçü, gerici, cahil, tüccar, kitapsız, politikacı vesaire gibi sıfatlar sık sık kullanılıyor, bu barajları aşabilenler içeride kalıyorlardı. *Ziverbey Köşkü; 12 Mart döneminde uygulanan işkencenin simgesi İstanbul Erenköy'deki Köşk. İstanbul sıkıyönetim komutanlığınca gözaltına alınan Sol görüşlü kişilere gözleri bağlı olarak getirildikleri bu köşkte envai çeşit işkence uygulanırdı. *1402'likler; 1402 sayılı sıkıyönetim kanununa 12 Eylül 1980'den sonra Milli Güvenlik Konseyi tarafından eklenen bir fıkraya dayanılarak sıkıyönetim komutanlarının emri ile görevden alınan 4.891 kamu personeli 1402'likler olarak bilinir. Dikkatimi celp eden diğer başlıklar; *Aferistler *Aksaçlılar *6. Filo *Alyans Evler *68'liler *Ankara Hilton *Asmayalım da besleyelim mi? *Ayşe tatile çıksın *555K *Çankaya protokolü *Dış mihraklar *Harbiyeli Aldanmaz *Fruko *Kadayıfın Altı *Karıştır-barıştır *Mr. Referandum *Kırşehir (Kırşehir'in ilçe yapılması) Kitap içerisinde ilginizi çekecek daha birçok deyim bulunmaktadır. Naçizane dikkatimi çeken yerleri siz sevgili okurlar ile paylaştım... Kitap okumak iptiladır müptelalara selam olsun!
Araştırma-İnceleme
Popüler Siyasi Deyimler SözlüğüAlper Aslandaş · İletişim Yayınları · 200212 okunma
·
194 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.