Puan vermedi·144 syf.····Okunma: 06 Ocak 2022 14:52 Meksika sömürgeleştirildikten sonra cinayetler, hesaplaşmalar, iktidar mücadeleleri ve katliamlar sürekli ülkenin gündeminde ve Roberto Bolano bu kan gölü çarpışmalarına daha fazla kayıtsız kalamıyor. ‘Size korku dolu öyküler anlatacağım’ diyerek başlıyor cümlelerine, Tılsım’la.
1968’deki gençlik hareketi esnasında Meksika Hükümeti’nin askeri birlikler, silahlar, tanklar ve helikopterlerle bazı üniversiteleri işgal ederek yoluna çıkanı tutuklaması ve öldürmesi ile Auxilio’nun kırılma noktası yaşadığı zamana tanıklık ediyoruz. Evet bu kez okuduğum kahramanım Auxillio, o kendini ‘Meksika şiirinin annesi’ olarak tanımlıyor ve çok güçlü bir kadın. Tanıdığı ve tanıyacağı genç şairlerin tutkularından söz ediyor. Ve bir gün 1968’de ordu Mexico City Üniversitesi’ni ele geçiriyor. Auxillio tam o sırada tuvalette şiir okurken yakalanıyor bu baskına ve önündeki on beş gün boyunca üniversitenin kadınlar tuvaletinde mahsur kalıyor. Tuvalet musluğundan su içiyor, tuvalet kağıdı yemek zorunda kalıyor. Dışarıdaki şiddetle veya tuvaletteki yoksunlukla ölüme terk edilmiş, seçimsiz ve de sevimsiz bir durumda.
Auxillio on beş gün boyunca kendi hayal gücü ile eski ve yeni yaşantısını birleştireceği şiirsel bir büyü ve korku içinde aklına sığınırken, “Loş dükkanlardaki çatlak aynaları andıran kasvetli şiirleri okurken yokladığım yer kendi kalbimdi, daha doğrusu o kelimelerde kendimden izler bulmayı umardım ve işte oradaydım!”, hayatını işte böyle anlamlandırıyor.
Çok hareketli, bir o kadar durağan, fazlasıyla ilgi çekici bir hikaye, Tılsım. Latin Amerika’nın baskıcı rejimleri tarafından yaşamları örselenen nesillere ithaf edilmiş apaçık. Bolano’nun okuduğum ilk eseri ve diğerleri için sabırsızlandığım bir ilk okuma. Zeynep Heyzen Ateş’in kusursuz çevirisi ve Utku Lomlu’nun harika kapak tasarımıyla