Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 06 Ocak 2022 21:24 Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir
1946 yılında yazılan bu eser adından da anlaşılacağı üzerine beş şehir üzerine incelemelerden oluşmaktadır. Kitabın akıcı olduğunu söyleyemem ve içinde eski Türkçeye ait kelimeler çok olduğu için okurken sözlüğe ihtiyaç duyabilirsiniz ama içerik olarak oldukça zengin olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ele alınan şehirler; mimarisi, coğrafyası, edebiyatı, yemekleri, tarihi, musikisi, evliyaları ve hatta bitkilerine kadar farklı birçok yönden incelenmiş, Evliya Çelebi'den yorumlara yer verilmiş ve çoğu yer beyit ve şiirlerle desteklenmiştir. Tanpınar bu yönleri bazen kendi anıları üzerinden bazen tarih dersi verir gibi bazen de toplumu inceleyen bir sosyolog gibi anlatmış.
İlk olarak incelenen şehir Ankara. Burası milli mücadele dönemi esas alınmakla birlikte Roma'ya kadar eskiye giderek şehrin her dönem için orta bir yer olduğu belirtilmiş. İkinci şehir, Erzurum. Burası ise Osmanlı çöküş dönemi ve sonrası şehirde meydana gelen değişimler kıyaslanarak incelenmiş. Aynı zamanda milli mücadele döneminde bu şehirden yapılan yardımlardan da bahsedilmiş. Tanpınar, Mustafa Kemal ile olan görüşmesinden de bu bölümde bahsederek (çünkü Erzurum'da görüşmüş) onun kendisini etkilediği yönlerini anlatmış. Diğer bahsi geçen şehir ise Konya. Konya, Selçuklu döneminde başkent olması sebebiyle birçok zenginliği bünyesinde barındırır. Tanpınar da burada başkent olmanın şehirde bıraktığı mimari etkilerin yanında şehirde yaşamış evliyalardan ve tabii Mevlana ile Şems'ten bahsederek manevi duyguları anlatmıştır. Dördüncü şehir ise Bursa. Bu kısım okurken en çok beğendiğim ve etkilendiğim bölüm. Evliya Çelebi'nin Bursa için ''ruhaniyetli bir şehir'' betimlemesi oldukça güzel anlatılmış. Osmanlı'nın ilk başkenti oluşu, bir imparatorluğun rahmi olması sebebiyle manevi, coğrafi halleri mimarisi ve tarihi ile açıklanmış. Yeşilin Bursa için değerinden, camilerinden, insanından ve manevi havasından etkili cümlelerle bahsedilmiş. Son incelenen şehir ise İstanbul. Bu bölüm İstanbul'un da hak ettiği gibi kitabın yaklaşık yüzde ellilik kısmını oluşturuyor. İstanbul'un da hak ettiği gibi diyorum çünkü bu şehir gelmiş geçmiş köklü imparatorlukların bazısı için önemli ve kıymetli bir yer olmuştur. İstanbul ise genel manada Osmanlı Tanzimat dönemi, ilk dönemleri ve o günü (1946) kıyaslanarak incelenmiş. Ve bu şehrin kahve kültüründen ağaçlarına, çiçeklerinden musikisine, yalılarından camilerine, akşam eğlencelerinden boğazına kadar daha başka birçok alanda yazılardan oluşuyor.
Tanpınar, bu bahsettiğimiz şehirlerin geçmişlerini özlemle yad ettikten sonra son kısımda aslında istediğinin ne bu anlattığı zamanlar ne de şehirler olduğunu hoşlandığı şeyin bu özlemlerin ardında kalan boşluk hissi olduğunu söyler ki bu kısım beni çok etkiledi.
Kitap son kısım için okumaya değer ama yine de herkese değil de anı, gezi, tarih kitabı okumak isteyenlere tavsiyemdir.