10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2022 22:50
Yazar bu romanı yazarak her cihetiyle Batılılaşmakta olan günümüz hayatını protesto ediyor. Müslümanca bir gözden yazılmış olan bu romanda Müslümanca olmayan her şey, yazın ortasında montla dolaşmak gibi, kışın kısa kolluyla karlı havada gezmek gibi yadırganıyor. Çünkü nazar Müslümanca şekillenmiş. Kışın hava soğuktur, haliyle mont giyilir. E Müslüman iman etmiştir, domuz eti haramdır, e haliyle domuz eti yiyen biri görünce, duyunca, şahit olunca bunu yadırgar gibi. Her şey yerli yerince, olması gerektiği gibi. Karışmış roller yok. Çok basit, iman etmiş bir Müslüman var ve Müslüman gibi düşünüyor. “Elhamdülillah Müslümanım ama” ile başlayan cümleler yok. Ve belki de yazar, Üstad Bediüzzaman’ın vehmi hastalıklar için söylediği “ehemmiyet verilmeyeceği, ehemmiyet verildikçe fazlalaşacağını, ehemmiyet verilmezse hafif geçeceğini” söylemesi gibi, eserinde eleştirdiği hayatın -Müslümanca olmayan bu yaşayışın- aslında bir hastalık mahiyeti taşıdığını ve onu kabul etmenin, büyütmenin ve meşrulaştırmanın bu vehmi fazlalaştıracağını düşünüyor olacak ki, abdestini almış namaza koşan birinin yolda gördüğü sevimli bir köpeği sevmeye yeltenmemesi ve o mesafeyi koruması gibi hep dışarıdan bir gözle bakmış modern hayata ve getirilerine ve de götürülerine. Kitapta birbirinden bağımsız iki farklı hikâye üzerinden -karakterlerin insan olması dışında neredeyse hiçbir ortak yanı olmayan- iki hayat tarzı işleniyor. Biri milli mücadeleyi görmüş savaşmış ve uğruna savaştığı değerlerin bir bir değişmesine hayretle ve hüsranla şahit olan 50 yıldır evinden çıkmamış gül yetiştiren adamın hayatı diğeri de Batılı yaşam tarzını benimsemiş -hatta anadolunun yaşam tarzını silmiş demek daha doğru olur bunun için- Sitare ve arkadaşlarını anlatıyor. Kitabı okurken sayfanın üst tarafına şöyle bir not düşmüşüm: “anladım ki kafa karışıklığı denen şey yirmili yaşlara özel değil ve bitmeyecek.” Bunu yazmama sebep olan da gül yetiştiren ihtiyarın torununa söylediği: “belki ben de ne yaptığımı bilmek istiyorum” cümlesi oldu. Bu cümleyi ben şu anda da kuruyorum ve kafa karışıklığının tecrübelerle ve zamanla biteceğine inanıyordum, bu kitabı okuyana kadar. Sanırım biçim değiştirse de hep bir kafa karışıklığı olacak. Sonra kitaptan bir çıkarımım da şu yönde oldu: insanlar tarafından nasıl anıldığımızın, ne kadar takdir gördüğümüzün iç dünyamızı aydınlatmada ya da demin bahsettiğim kafa karışıklığını gidermede pek de bir payı yok gibi görünüyor. Ve bugün -yani aslında her gün- yapmamız gerekirken yapmadığımız her şey mesela konuşmamız gerekirken sustuğumuz anlar ya da almamız gerekirken birtakım sebeplerden ötürü alamadığımız riskler o anlık büyük bir kârmış gibi dursa da bir ömürlük pişmanlığı beraberinde getiriyor. Kitabın sonunu okuyunca çok tuhaf hissettim. Hayatımızdan her gün onlarca kişi gelip geçiyor, birçoğunun farkına bile varmıyoruz. Mesela yolda yürürken karşımızdaki apartmanın penceresine çıkmış sofra bezi silken bir teyze ya da tam marketten çıkacağımız sıra elindeki şemsiyeyi kapatmaya çalışarak bir hışımla markete giren abla ya da bir gazetede ismini okumaya gerek duymadan konusu olduğu haberin devamını okuduğumuz bir ihtiyar… Neler geçti acaba başlarından, neler görüp de geldiler bugünlere, nelerin savaşlarını verdiler? Önünden geçtiğim evlerin duvarlarına bakıp kimler geldi geçti buralardan ne hayatlar yaşandı ne mutluluklara ne üzüntülere şahit oldu bu beton duvarlar diye düşünen biri olarak romanın sonu beni hayli etkiledi. Hem de sürpriz bir olay yaşanmamış olmasına rağmen. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Olaylara bakışı çok hoşuma gitti. Bu kitabındaki dili gayet akıcı ve sadeydi. Güzel bir kitaptı. Ben beğendim, okumanızı tavsiye ederim.
İnceleme
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,6bin okunma
·
226 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Allah razı olsun aydınlatıcı bir inceleme olmuş. Sadaka-i cariye olması temennisiyle... Bu arada Üstad Rasim Özdenören in Müslümanca düşünme üzerine denemeler kitabını tavsiye ederim.
Şeyma
Gönderi Sahibi
Amin, cümlemize.