·336 syf.····Okunma: 09 Ocak 2022 18:43 Almadan önce şunu bilin ki, bel altı içerik kitabı sarıp sarmalamış vaziyette. Net bir şekilde yaş sınırlaması olması gerekiyor. 18 yaş altında birine önerilmesi külliyen bir hata olur. Şahsen 5/10 gibi bir puanlama yapmamın en büyük sebebi de bu bel altı unsurların rahatsız edici derecede bulunuyor olmasıydı. Bununla birlikte, eğer felsefi bir kitap beklentisi içerisine girerek alacaksanız, almayın veya o beklentiden sıyrılın. Çünkü felsefeye rastlamak için kendinizi epey zorlamanız gerekebilir.
*
Milan Kundera da, hemen hemen hepimizin yakından tanıdığı Franz Kafka gibi Çek asıllı, sonradan Fransa vatandaşı olmuş biridir.
Kitabın temelini, bir Alman özdeyişinin oluşturduğunu söyleyebiliriz: "Einmal ist keinmal"
Yani özetle, bir kere olan şey aslında hiç olmamış sayılır, deniyor.
Yazar kitabın başından sonuna değin bu kavrama işaret ediyor.
Sovyet işgali tabiri yerindeyse tokatlar gibi anlatılmıştır.
İnsanın içinde barındırdıklarından özellikle aşk ve ihanetin altı kırmızıyla defalarca kez çizilmiş.
Ancak durum böyle olmasına rağmen, birçoğumuzun "gerçek aşk" üzerine olan algımızın izlerine dahi pek fazla rastlanamayacağını söyleyebilirim. Çünkü karakterlere bakıldığında ilk olarak Tomas'ı değerlendirecek olursak, duygularla tamamen ilişiğini kesmiş. Annesi, babası, boşandığı eşinden olan oğluyla görüşmeyen, bunu var gücüyle iteleyen biri.
Aşktan bihaber. Hayata sadece koynuna birilerini almak için gelmiş gibi yaşayan daha doğrusu "ot gibi" yaşayan biri. Onun terazisinde duygular ağır basmıyor, yalnızca zaman zaman kendini kandırıyor yahut ikna ediyor hepsi bu. İkinci eşi Tereza'yla evli olan ancak evliliğin ne demek olduğundan bihaber olan, aldatmayı alışkanlık edinen ancak bunun bir yanlışlık, suçluluk arz etmediğini düşünen, tabiri yerindeyse baya "geniş" bir karakter. Sadakat konusunda tam bir yüz karası. :/
Tereza'ya gelirsek onun adına ne kadar bir sadakatten bahsedeciğimiz de tartışılır. Sanki Tomas'a onu bağlayan o şey aşk hariç her şey olabilir gibi geldi bana hep. Korku, bağımlı olma, aidiyet duygusuna dair bir açlık vb... Bu arada söylemeden geçemeyeceğim ben bu Tomas'tan nefffret ettim, etimle kemiğimle nefret ettim. :| Tereza'yı da karakteri üzerinden planlayacak olsam sırf vicdanımdan kaynaklı 5/10 falan veririm.
Sabina ve Franz'a gelirsek, işte onlar üzerinde aşka ve sadakate dair daha sahici bir şeyler gözlemlemeniz pekâlâ mümkün. Her ne kadar Sabina karakterini de Tomas'la olan yasak ve bir o kadar saçma ilişkisinden kaynaklı olarak hiç sevmesem de... Franz içinse sırf isminden dolayı içimde direkt bir sempati oluştuğunu ve kalıcılığını yitirmediğini itiraf etmeliyim. :)
Kitap adının aksine, varolmanın dayanılmaz 'ağırlığını' şimşek gibi kafanızda çaktırıyor...